Yapıcılıkta örgütlenme II

CRN9ay0UcAAxMJh Ankara Katliamı’nda yitirdiğimiz, faaliyetimizin kurucularından ve yönetim kurulu üyemiz komünist işçi Serdar Ben arkadaşımızın, Nisan 2013‘te yazdığı yazı dizisini, işçi arkadaşlarımız ve okurlarımız ile paylaşıyoruz.

İnşaat sektöründe örgütlenme – II

Geçen sayımızda inşaat sektörüne genel bir göz atmıştık. Bu sayımızda ise ücretlerin doğru düzgün ödenmemesini ele alacağız. Ücretlerin zamanında ödenmemesi inşaat sektörünün klasiklerindendir. Hemen her inşaat işçisi bu klasiği yaşamış. Çalışan herkes neredeyse böyle bir ya da iki deneyime sahiptir. Sık sık yaşanan bu sorunlardan kaynaklı işçi arkadaşların dışında bulunan örgütlü kurumlara başvurmalarına neden oluyor. Bilinçli bir örgütlenme yöneliminden ziyade bir hak arama arayışı üzerinden bir örgütlenme yönelimi oluşmaktadır. Bunun üzerinden bu sektörde meydana çıkan direnişler, işçi sınıfı içinde örgütlenmek isteyen kesimlerin gözünü bu alana çevirmesine ve bu alanda çeşitli örgütlülükler kurma girişimlerine dönmüştür.

Bu alanda faaliyet yürüten örgütlülüklerin sayısı giderek artmaktadır. İnşaat işçisinin kendisinin örgütlenme deneyiminin az olması, bu alanda ciddi bir örgütlenme birikiminin olmayışı, öncü işçi potansiyelinin azlığı, sürekli dışa dönük bir örgütlenmeyi beraberinde getiriyor. Bu da sınıfın içinde ne kadar küçük burjuva unsur varsa hepsine kapıyı sonuna kadar aralıyor. Düzenli ve disiplinli bir sınıf mücadelesine gelemeyen hemen herkesi bu alanda boy göstermeye yöneltiyor. Kısacası inşaat işçisinin öncülük arayışı bu örgütlülüğü tüketecek anlayışların eline düşmesi için oldukça uygun bir zemin sunuyor.

Ücret alma üzerinden meydana çıkan bu yönelimler, inşaat işçilerinin kendisinin örgütlenmesine, bu alanda kendi örgütlerini oluşturma yönelimlerine dönüştürülmediğinde, sadece ücretini almadığı için zaman zaman başvurduğu ve kendi dışında gördüğü örgütlülüklere dönüşme potansiyeli oldukça yüksektir.

Bunu andıran deneyimlerin fazlalığı bu riski küçümsemememiz gerektiğini bize fazlasıyla göstermektedir. Teşbihte hata olmaz ama bir nevi paralarını alamadıkları için mafyaya başvuran ve paralarını aldıktan sonra oralı olmayan bir ilişki düzeneğinin kurulması olarak görebiliriz.

Hakları alma üzerinden işçi sınıfının örgütlenmeye yönelmesinden daha doğal bir şey olamaz. O yüzden bu dinamiğe gözünü kapatmak imkansızdır. Zaten kapatılmamalıdır da. Asıl mesele bu dinamiği nasıl ele aldığımız ve nasıl değerlendirdiğimizdir.

insaat2Ücret kesintilerinin temel nedeni inşaat sektörünün tamamen kuralsız, hiçbir güvencenin olmadığı, taşeronlaşmanın bu sektörün vazgeçilmez bir bileşeni haline gelmiş olması, çalışmanın geçici olması… Devletin neoliberal saldırılarla işçi sınıfın tümüne dönük kurmaya çalıştığı çalışma rejiminin inşaat sektörünün artık vazgeçilmez bir bileşeni haline gelmiş olmasıdır.

Ücretlerin ödenmemesine dönük mücadele, başta taşeron sistemini hedefe çakan bir yönelimle yürütülmek zorundadır. Ücretlerini alamadıkları için harekete geçen her işçiye bu ücretlerini alacak, birlikte mücadele edildiğinde kazanılabileceğini, dış destekler yerine asıl rolü kendisinin oynamasına soyunmak zorunda olduğunu göstermek, eğer bu rolü oynamazsa parasını asla almayacağını anlamak zorunluluğunu kavramak zorundadır.

İçinde bulunduğumuz ve bu temelde meydana çıkan direnişler, hatta direnişe varmadan çözüme kavuşan sorunlar şunu çok net göstermiştir: Eğer ortaya bu temelde çıkan sorunlara, işçi sınıfının bilinçli örgütlenmesine dönüştürülmediği sürece onlara destek olanlara ancak minnet duymak, yaptıklarına saygı duymak dışında hiçbir şey kazanmamaktır.

Oysa bu durumu sınıfın örgütlü gücüne güveni ve ‘örgütlenmek gerek’ bilincini oluşturmak için kullanmak gerekmektedir. Bu direnişlerde kullanılacak yol ve yöntem ilk önce buna hizmet etmelidir. Paralarını almak bu noktada ikinci hedef olmalıdır. Bu hedeflenmediği taktirde, parasını almak için başvurduğu bu mekanizmaları bir daha anmak bile aklına gelmez. Gelmediği gibi bu yöntem kolayca işçi sınıfının yozlaşmasına neden olmaktadır. Mücadele etmeden oturduğu yerden parasını alınca, örgütlülüğe neden ihtiyacı olsun ki? Ne de olsa buna gerek duymadan da bu sorunlar çözülmektedir. O yüzden bu şekilde ortaya çıkan sorunlar öncelikli olarak işçi sınıfının örgütlenme zorunluluğunun kavratılması için bir kaldıraç olarak kullanılmalıdır.

[Sürecek]