Tehlike görülmeli! Özel İstihdam Büroları Geliyor!

İşçi sınıfı hareketinin bugünü ve geleceği açısından büyük tehlike arz eden Özel İstihdam Büroları (ÖİB) Türkiye’de özellikle 2004 yılından sonra hızla yaygınlık kazanarak mantar biter gibi çoğalmakta. Yeni yeni yaşam bulmaya başlaması açısından bugün yıkıcı sonuçlarını hissetmediğimiz ÖİB’nın, nasıl bir sistem olduğunu gelecek yıllarda daha çarpıcı bir şekilde hissedeceğiz. Bu bağlamda, ÖİB’na karşı bugünden verilecek olan mücadele, işçi sınıfı hareketinin gelecek onyıllarını belirleyecek önemdedir.

Özel İstihdam Büroları’nın doğuşu

İlk İş Bulma Kurumu 1909 yılında İngiltere’de kurulmuş; bunu Almanya, Belçika ve Fransa takip etmiştir. Birinci Dünya Savaş’ından sonra, 1919 yılında gerçekleştirilen ILO Konferansı’nda ise, iş ve işçi bulma kurumlarının merkezi bir yönetim altında oluşturulması kararlaştırılmıştır.

1980’li yılların başlarından itibaren ise, dünya çapında iş ve işçi bulma hizmetleri devlet tekelinden çıkmaya başlamış ve ÖİB giderek yaygınlaşmıştır. Bu süreç Avrupa ülkelerinde 1970’lerde başlamış ve buna bağlı olarak Avrupa’da ÖİB’nın sayısı 1980’lerde hızlı bir artış göstermiştir. Faaliyet göstermesine izin verilen ülkelerde ÖİB hızla gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Öyleki, ABD’de 1968 sonlarında 2 bin adet ÖİB varken, bu rakam 1993’te 14 bine yükselmiştir.

ÖİB’nın yasalaştığı ülkelerde hızla gelişmesinin en temel nedeni ise işçi sınıfına dünya çapında dayatılan esnek çalışmadır. ÖİB ile esnek çalışma daha da derinleştirilmekte, işçi sınıfının can bedeli kazandığı hakları da son zerresine kadar alınarak tamamen örgütsüz ve köleleştirilen bir sınıf yaratılmaya çalışılmaktadır.

 

Türkiye’de ÖİB’nın ortaya çıkışı:

Türkiye’de işe yerleştirme hizmetlerinin ilk yasal dayanağı 1936 tarihli İş Kanunu’dur. Söz konusu kanunda, iş ve işçi bulma faaliyetlerinin bir düzene bağlanması ileri bir tarihe ertelenmiş, bu tür kuruluşların mevcut kanunun yürürlüğe girmesinden 3 yıl sonra kurulabileceği öngörülmüş. Fakat, 2. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle kurumun kuruluş yasasıyla ilgili tasarı ancak 1945 yılında meclis gündemine gelebilmiş. 21 Ocak 1946 tarihinde kabul edilen 4837 sayılı “İş ve İşçi Bulma Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”, 28 Ocak 1946 yılında yayınlanarak yürürlüğe girmiş ve Türkiye’de uzun yıllar faaliyet yürütecek olan İş ve İşçi Bulma Kurumu (İİBK) faaliyete geçmiştir. Kurum, 1946 yılından 617 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Türkiye İş Kurumu’nun oluşturulmasına kadar geçen 54 yıl faaliyet yürütmüştür.

İİBK, 1990’lı yılların başlarından itibaren, patronların istekleri doğrultusunda daha esnek bir yapıya büründürülmeye çalışılmıştır. Bu noktada birçok yasal değişiklik yapılarak İİBK, 5 Temmuz 2003 tarihinde İŞKUR olarak yeniden ve daha esnek bir yapıyla karşımıza çıkartılmıştır. Fakat, patronlar daha esnek ve işçinin hiçbir yasal hak talebinde bulunamayacağı bir düzenlemenin yapılması için kolları bir kez daha sıvadı. Ve 2004 tarihinde bugünün işçisini tam anlamıyla köleleştirmenin bir aracı olarak Özel İstihdam Büroları’nı yasallaştırdı.

Özel İstihdam Büroları’nın faaliyetleri

ÖİB’nın yasalaşmasının hemen ardından yeni bir yasa daha çıkarılarak ÖİB’nın kapsama alanı, patronların istekleri doğrultusunda yeniden genişletildi. Ağustos 2004 tarihinde çıkarılan yasada ÖİB’ın faaliyet sınırları sadece iş ve işçi bulma ile sınırlıyken, yasa hızla değiştirilerek bu sınır, işgücü piyasası, istihdam ve insan kaynaklarına yönelik hizmetlerde bulunabilecekleri hükmüyle genişletilmiştir. Bu kapsamda Özel İstihdam Büroları; yurt içinde ve yurtdışında iş ve işçi bulmaya aracılık edebilir, işgücünün daha verimli hale getirilmesi için verimliliği arttırıcı eğitimler verebilir, firmalara insan kaynakları yönetimi alanında danışmanlık yapabilir, web siteleri kurarak internet kanalıyla aracılık faaliyetinde bulunabilir. Fakat bugün Türkiye’de bulunan ÖİB’ler, başta işçi kiralamak hizmetleri olmak üzere çok çeşitli faaliyetlerde bulunabilmektedirler.

ÖİB’ler mantar gibi çoğalıyor

Özel İstihdam Büroları yasalaşmadan önce danışmanlık vb. adı altında hizmet vermekteydi ve sayıları parmakla sayılacak kadar azdı. Fakat, 19 Şubat 2004 tarih ve 25378 sayılı resmi gazetede “Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği”nin yayınlanmasının akabinde, ilk ÖİB’na izin verilmesi, bu hizmeti veren mevcut büroların ve açılan yenilerinin başvurularıyla kısa sürede ÖİB’nın sayısında muazzam bir artış yaşandı. 2004 yılında ÖİB ilk izin çıktında, bu büroların 12’si İstanbul’da faaliyet göstermekteydi. 2005 yılında Türkiye genelinde 79 ÖİB’ye izin verilmiş, il sayısı 13’e çıkmış ve 43 büroyla faaliyet gösteren İstanbul’u 7’şer büroyla Ankara ve Bursa takip etmiştir.

2006 yılına gelindiğinde ise, izin verilen büroların sayısı bir önceki yılı ikiye katlayarak 10 ilde 105’e ulaşmıştır. 91 ÖİB ile en çok izin verilen il yine İstanbul olmuştur. Yıllar itibariyle izin verilen büroların toplamına bakıldığında: 2004 yılının ÖİB’na izin verilmeye başlandığı son 7 ayına göre 2005 yılında yüzde 343,47 oranında, 2006’da ise 2005’e göre yüzde 132,91 oranında bir artış görülmüştür. Bugün ise, yani 2012 yılının başlarında bu rakamlar inanılmaz bir artış göstermiştir. Bugün sadece İstanbul’da 200’ün üzerinde ÖİB bulunmakta. Türkiye genelinde ise ortalama 300’ün üzerinde ÖİB bulunmakta ve bu rakam her geçen gün hızla artmaktadır.

Türkiye’de ÖİB’nın yasal anlamda ve yaşamın içerisinde yaygınlık kazanarak yıkıcı sonuçları, bu büroların bugün hala bir geçiş aşamasında olmasından kaynaklı kendisini pek hissettirmemektedir. Fakat bu büroların hızla yaygınlık kazanması, gelecek on yıllarda işçi sınıfı üzerindeki yıkıcılığını daha bariz hissettirecektir.

ÖİB’na başvurular her geçen gün artmakta, tehlike büyümekte

ÖİB’nın bugün daha kapsamlı bir yasal çerçeveye oturması ve sektördeki acemiliğini giderek yenmesinin ardından işçi sınıfı içerisindeki yıkımının daha fazla hissedileceği aşikar. Bugün bu tehlikeyi görmek için, tek başına ÖİB’na başvuru rakamlarına dahi bakmak gelecek açısından ipuçları vermektedir.

2004 yılında ÖİB’na yapılan başvuruların sadece yüzde 1’i yerleştirmeyle sonuçlanmış. Bir başka deyişle, 116 bin 612 başvurudan sadece bin 117’si işe yerleştirilmiştir. ÖİB’nın kuruluş yıllarında işe yerleştirme konusundaki yetersizliği, 2005-2006 yıllarında da devam etmiştir. Fakat, 2005 yılı ve sonrası istatistiklerine göre bürolara yapılan toplam 807bin 830 başvurunun yüzde 1,27’sini oluşturan 10 bin 306 kişi, 2006 yılında ise toplam 2 milyon 772 bin 790 başvurunun yüzde 1,1’ni oluşturan 19 bin 300 kişi işe yerleştirilmiştir. Genel değerlendirmede ÖİB’nın özellikle işe yerleştirme oranları çok düşük görünse de, yıllar itibarıyla bir karşılaştırma yapıldığında, 2005 yılında bir önceki yıla göre başvuruların yüzde 692,73 ve işe yerleştirmenin ise yüzde 875,61 oranında, 2006 yılında ise 2005’e göre başvuruların yüzde 343,23 ve işe yerleştirmelerin de yüzde 187,26 oranında arttığı görülmektedir.

Yıllara göre ÖİB’na başvuruların arttığı rakamlarla da görülmekte. Yukardaki verilerin ÖİB’nın kurulduğu ilk yılları kapsadığını gözönüne getirildiğinde, gelecek yıllarda tehlikenin ne kadar büyüyeceğini görmek için ise kahin olmaya gerek yok sanırız.

Herkese göre köle pazarımız mevcut

Özel İstihdam Büroları, adeta tüm yaşam alanlarına yönelik geniş bir yelpazede faaliyet göstermektedir. Bu büroların faaliyet yürüttükleri alanları sıraladığımızda dahi nasıl bir yaygınlık taşıdıkları görülecektir: Aracı bürolar, ücretli istihdam büroları, yurtdışı istihdam büroları, yabancı işçi getirip çeşitli işlere yerleştiren bürolar, yönetici araştıran bürolar (diğer adıyla beyin avcıları), eğitim ve işe yerleştiren bürolar, vasıflı eleman sağlayan bürolar, geçici istihdam büroları, personel kiralama büroları, kariyer yönetimi büroları, tamamlayıcı hizmet sunan bürolar, aracı birlik büroları, hizmet sunan bürolar, doğrudan hizmet sunan bürolar, ihtiyaç fazlası personele istihdam sunan bürolar, danışmanlık büroları, ilan büroları, tele istihdam büroları olmak üzere yayılmaktadırlar.

ÖİB ne getirecek? Getirmeyecek, hepsini götürecek

Özel İstihdam Büroları’nı tek kelimeyle eski çağlardaki kölelik kavramını 21. yüzyıla taşıyan kuruluşlar olarak tanımlarsak abartmış olmayız. ÖİB işçi sınıfına ne getirecek demek tamamıyla yanlış bir tabir olarak görülmelidir. Çünkü ÖİB işçiye hiçbir şey getirmeyecek, tam aksine elindeki kırıntı niteliğinde bulunan bütün haklarını tırpanlayarak kökünden kazıyacaktır.

Bu bağlamda, ÖİB yaygınlık kazandığında, her isteyen İŞKUR’dan izin almak koşuluyla 20 TL’lik teminatı yatırıp Özel İstihdam Bürosu kurabilecek. Ancak, kimse bu büronun mali gücünü denetleyemeyecek. Sigorta primi borcu olan büro kapatıp giderse işçi ortada kalacak ve hiçbir hak talep edemeyecek.

Daha fazla kar isteyen patronlar, işçilere, “ya sizi çıkarırım ya da daha düşük ücretle özel istihdam bürosunun elamanı olun, aynı işi yapmaya devam edin” diyecek. İşini kaybetmek istemeyen işçiler ise eskinin daha altında bir ücretle bu teklifi kabul etmek zorunda kalacaklar.

Patronlar, kriz dönemlerinde maliyetleri düşürmenin ilk adımı olarak işçi çıkarma yoluna gittiğinde ÖİB’dan sağladığı işçilere kapı önünü gösterdiğinde hiçbir şekilde başı ağrımayacak, işçilere en ufak bir hak dahi vermeden işten atabilecek.

Örneğin, 2 bin işçi çalıştıran bir fabrikanın patronu, bu işçilerin bin 500’üne, “hepinizi işten çıkardım, ama şimdi gidip ÖİB’lerle anlaşır gelirseniz hepinizi kiralık işçi olarak tekrar alacağım” derse, yasal olarak bunu engellemenin imkanı yok. Çünkü artık her fabrikaya, toplam işçisinin yüzde 75’ini ÖİB’dan karşılama imkanı veriyor. Yani patronlar, fabrikasında çalıştırdığı işçilerin yüzde 75’ine fazla mesai ücreti kıdem tazminatı yıllık izin ve ihbar tazminatı verme zorunluluğundan tamamıyla kurtuluyor.

Diğer taraftan, fabrikanın yüzde 75’ini oluşturan kiralık işçilerin baskılanmasıyla diğer yüzde 25’lik işçinin de daha fazla köleleştirilmesi beraberinde gelecek. Yani patronlar bu sayede bir taşla iki kuş vurmuş olacak.

ÖİB ile yapılmak istenen, patronlar için tam anlamıyla dikensiz sömürü bahçelerinin oluşturulmasıdır.

ÖİB’na karşı mücadelede temel eksen

Kısacası, ÖİB ile yapılmak istenen, işçilerin ve emekçilerin tam anlamıyla köle gibi alınıp satılacağı ve kiraya verileceği gerçeğidir. Bugün ÖİB ile yapılmak istenen en temel haklarımızın gaspedilmesinin de ötesinde, bütünsel anlamda işçi sınıfının onursuzlaştırılmasıdır. Onuru olmayan, onuru elinden alınan düşkünleşmiş bir sınıf yaratılmak istenmektedir.

* ÖZEL İSDİHDAM BÜROLARI KÖLELİKTİR!
* ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI KAPATILSIN!
* KÖLE PAZARLARI KAPATILSIN!

 

Yunus Özgür İnşaat-İş Örgütlenme Sekreteri