Plazaların Gölgesindeki İşçi Barakaları -II

Sendika üyelerimizle Emaar şantiyesinde gerçekleştirdiğimiz eylemden bir kare. İşçi arkadaşımız ‘BARINMA KOŞULLARI İYİLEŞTİRİLSİN’ yazılı bir pankart taşıyor. | Foto: İnşaat-İş Arşivi

İnşaat sektörü oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. Baraj inşaatından, tünel inşaatına, bina inşaatından yol inşaatına kadar… Hepsinin değişik çalışma koşulları ve doğurdukları tehlikeler vardır. Ama hepsinde ortak olan nokta, gurbetçi işçilerin konaklaması için ayrılan yerler, yani işçi barakalarıdır.

Büyüdüğünüz toprakları terk etmek zorunda kalarak ekmek peşine düşmüşseniz, hele bir de irili ufaklı şantiyelerde ter akıtıyorsanız yolunuz bir gün mutlaka bu işçi barakalarına düşecek demektir. Dışarıdan görüntüleri barakaya benzememesine rağmen içlerine doğru adım attığınızda hepsinin derme çatma yapılar olduğunu görürsünüz. Kimisi bir apartman dairesinin nemli bodrum katı, kimisi kiralanan 4-5 katlı bir apartman, kimisi de şantiyenin hemen kıyısında konteynırların üst üste yığılarak yatakhane haline getirildiği şekilsiz bir yapı. Onlarca, yüzlerce inşaat işçisinin kaldıkları barakalar…

Yolumuz bu defa Göztepe’de Emaar şantiyesinin kıyısında bulunan işçi barakalarına düşüyor. Avrupanın 2’inci büyük projesi olarak gösterilen Emaar şantiyesinin etrafı bu irili ufaklı bekar odalarıyla adeta bir ağ gibi işgal edilmiş durumda. Buralar, tıka basa doldurulan inşaat işçilerinin yaşam alanı olmuş. Tabii buna yaşamak denilirse…

Akşam iş çıkışı Emaar şantiyesinin önünde bizi işçi barakasına götürecek olan işçi arkadaşları bekliyoruz. Gelmeleriyle birlikte barakalara doğru yol alıyoruz. 4-5 katlı bir binanın önünde duruyoruz. Önünde durduğumuz binada 150 ila 200 civarında inşaat işçisi kalıyor. En üst kata doğru çıkıyoruz. Geniş bir odanın ortasında buluyoruz kendimizi, sonra oda gittikçe kalabalıklaşıyor. Geldiğimizi duyan işçiler etrafımızda toplanmaya başlıyorlar.

İşçi arkadaşların büyük çoğunluğu Kürt illerinden gelen göçmen inşaat işçileri. Sohbete başlıyoruz. Gözümüze ilk çarpan şey odanın geniş olmasına rağmen haddinden fazla ranza bulunması. Bu hiç sağlıklı değil, insana nefes alacak hava kalmaz burada! İşçi arkadaşlar ise, taşeronun buraya daha fazla insan yerleştirmeye çalıştığını fakat işçiler itiraz edince buna cesaret edmediğini anlatıyorlar:

“Aslında siz sadece bu odayı gördünüz, binadaki diğer odalar çok daha berbat. Minicik odalara 9-10 kişiyi tıka basa yerleştiriyorlar, yan taraftaki odada yatağa ulaşmak için ranzalara basmak zorundasınız…”

Diğer odalara göz attığımızda söylediklerinde ne kadar haklı olduklarını görüyoruz. Daracık odacıklar ve yan yana sıkıştırılan ranzalarla sadece yatak olarak kullanılabilen mekanlar. Sohbet sırasında sağlıklı barınma koşullarından söz ettiğimizde, kendilerinin hiç bir şantiyede bizim anlattığımız tarzda barınma yerleriyle karşılaşmadıklarını dile getiriyorlar. Bırakalım bizim anlattığımız barınma koşullarını alt katta tuvalet kapılarını bile kendi imkanlarıyla yaptıklarını anlatıyorlar.

Gecenin ilerleyen saatlerinde içilen sıcak çayların ardından oldukça lüks görünümlü içi insani barınma koşullarından oldukça uzak olan barakadan ayrılıyoruz.

Yunus Özgür / İnşaat-İş Örgütlenme Sekreteri

Not: Yazı dizisinin ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz…