Neden üniversite komisyonları?

Sendika olarak üniversitelerde komisyonlar kurarak örgütlemeye çalışıyoruz. Oldukça örgütsüz ve örgütlemesi de bir o kadar zor olan inşaat işçileri çalışmasında, henüz yolun başındayken bunun yanında bir de üniversitelerde örgütlenmek gibi bir görev koyduk önümüze. Peki bu bizim için neden gereklidir?
Sermaye bugün artık üniversiteleri doğrudan kapitalist üretimin bir parçası kılacak, öğrencileri de geleceğin işçileri biçiminde hazırlayacak bir eğitim stratejisiyle hareket ediyor.

Öğrencilerin eğitim masraflarını karşılamak için çalışmaları onları hem öğrenci hem işçi yapmaktadır. Bunun da ötesinde eğitim politikalarının içeriği de burjuvazinin ara eleman ihtiyacının karşılanmasına göre belirlenmektedir. Yani üniversiteler son düzenlemelerle birlikte kalifiye olmanın anlamını değiştirecek birer kitlesel işgücü (ara eleman) üretim fabrikası gibi çalışacaklar. Burjuvazinin kalifiye kadrolarıysa elit üniversitelerden çıkarılacak.

Bizim cephemizden mühendislik ve mimarlık fakülteleri burada ciddi bir önem kazanmaktadır. Mimarlık ve mühendislik fakültelerinde, teknik yüksek okullarda okuyan (özellikle mimarlık öğrencileri) ve gelecekte inşaat sektöründe çalışacak bu kesimlerin, daha öğrenciyken sendikalı hale getirilerek sınıf bilinciyle buluşmalarının sağlanması yakıcı bir ihtiyaç.

Sendikaların büyük kısmının, objektif olarak işçi sınıfının parçası haline gelen bu kesimleri örgütlemeyi mutlaka sendikal stratejiye dönüştürmeleri gerektiğine inanıyoruz.

Geçmişte daha zor örgütlenebilen bu kesimlerin büyük çoğunluğunun yaşam standartları işçi sınıfının standartları eşitlenmiştir. Düşük ücret, güvencesiz çalışma, esnek çalışma gibi ilk elde sıralayacağımız ve artık işçi sınıf için mutlak bir çalışma rejimine dönüşen kölelik koşullarının tümü bu kesimleri de kapsamaktadır. Kendilerini kaptırdıkları diplomaları, çalışma hayatına başladıkları andan itibaren -parayla ifade etmek gerekirse- beş para etmemektedir.

Tabii bu gerçek bir çırpıda hepsini kesmez/içermez. Beklenti ve hayaller itibariyle henüz işçiler gibi hareket etmeyen bu kesimlerin duygu dünyaları elbette işçilerden farklıdır. Kültürel olarak işçileştiklerinden söz etmek henüz söz konusu değildir.

Bir örnek vermek gerekirse, sendikamız öncülüğünde 1stanbul projesinde 7 gün süren direniş, önemli dersler içermektedir. 45 kişiyle yürütülen direniş, özel güvenlik, mimar, mühendis, tekniker ve düz işçilerden oluşmaktaydı. Hepsinin temel sorunu ücretlerini alamamış olmalarıydı.
Şantiyede sorumlu olan mimar/mühendisler tabii ki işçilerden daha fazla ücret alıyorlardı. Ama yine şantiyede belli işlerden sorumlu olan teknikerler ve bazı mühendislerin işçilerden daha fazla ücret almaları söz konusu değildi.

Ama direniş başladığında bu kesimler şantiyedeki yönetici pozisyonlarını ve ayrıcalıklarını direniş içinde de istemeye ve bunları doğal bir hak olarak görmeye başladılar. İşçiler direniş için nöbet tutarken bunlar hiç nöbet tutmak istemiyorlar, direniş kapsamında belirlenen kuralların kendilerini bağlamadığını düşünerek hareket ediyorlardı.

Sendikamızın bu noktalarda yaptığı müdahaleler direnişin bütünlüğünün çözülmesine engel oldu. Ama biz burada şunu çok net gördük ki, bu kesimlere yaşamda nesnel olarak işçileşse de yaşam biçimi olarak henüz bundan çok uzaklar. Kendilerini oradaki arkadaşlarını eşitleri, iş arkadaşları olarak değil de onların üstünde bir otorite olarak görme eğilimi yaygındı. Ama bu kesimler aynı zamanda işçi hakları konusunda daha fazla bilgi sahibi olan ve süreçleri daha çabuk yönetebilen kesimlerdi.

Gelecekte işçi sınıfının bir parçası olacak, üniversiteden fabrikaya, şantiyeye, işyerlerine geçiş yapacak öğrencilerin daha şimdiden sendikal faaliyetin bir parçası olarak örgütlenmeleri büyük önem taşımaktadır.

Bu, olayın bir yanını oluştururken diğer bir boyutunu ise öğrenci hareketinin işçi sınıfı hareketine daha aktif bir biçimde katılması ve sınıf hareketinin bir parçası olarak örgütlenmesi oluşturmaktadır. Okulda örgütlenip öğrenci hareketinin sorunları temelinde örgütlenip ve okul bittikten sonra örgütlü mücadeleden uzaklaşılmaktadır. Burada ayrıca bir kopuş halkası oluşmaktadır. Bunu önüne geçmek için öğrencileri gelecekteki sınıfın bir parçası olarak düşünüp buna göre ilişkilenmenin gençlik hareketinin istikrar kazanması kadar sınıf hareketinin bütününün güçlenmesi anlamına geleceğini düşünüyoruz.

İnşaat İşçileri Sendikası Öğrenci Komisyonları bu mantığa dayanarak kurulmuştur. Yarın inşaat sektöründe çalışacak mimar, mühendis ve teknikerlerin sendikamızın bir bileşeni olarak örgütlenmesi hedeflenmiştir.

İnşaat İşçileri Sendikası