İnşaat İşçileri Sendikası Merkez Yönetim Kurulunun 2. Olağan Genel Kuruluna Sunacağı Faaliyet Raporu

 Kurucu niteliği taşıyan 1. Kurulumuzun ardından geçen 3 yılı geride bıraktık. Türkiye tarihinde eşi görülmedik bir emek ve insanlık düşmanlığının sergilendiği bir 3 yıl dersek abartmış olmayız. Grevlerin yasaklandığı, iş cinayetlerinin katliam boyutlarına ulaştığı, işten atmaların kitleselleştiği, çalışma şartlarının kölelik koşullarını aratmayacak denli kötüleştiği, kadın cinayetlerinin artık bir çığlığa dönüştüğü, çocuk tacizcilerinin ve ayyuka çıkan yolsuzlukların aklandığı, cezaevlerinin aydın ve ilericilerle dolup taştığı,  eğitimin içinin boşaltıldığı, hak isteyenin kafasının ezildiği, hukuktan söz açanın ağır hapis cezalarına çarptırıldığı, devrimci-yurtsever tutsaklara dönük tektip elbise saldırısının yeniden başladığı, mafya bozuntularının miting düzenlediği, uyuşturucu tacirlerinin cirit attığı ve sesi boğulmak istenen Kürt halkının inanılmaz katliamlara uğradığı koskoca 3 yılı geride bıraktık.

Başta şantiyelerde, makine başlarında ve madenlerde evlerine bir parça ekmek götürmek için çalışırken iş cinayetlerinde yaşamlarını kaybeden işçi kardeşlerimiz olmak üzere, özgürlük istediği için evleri başlarına yıkılan, evlatları katledilerek panzerlerin arkasına bağlanıp sürüklenen kadim Kürt halkının acılarına ortak olmaya çalıştık. Ve sendikamızın en değerlilerini kaybetmenin verdiği boşluğu, acıyı hissettik bu 3 yıl içerisinde.

İnşaat İşçileri Sendikası olarak arkamızda bıraktığımız 3 yıl içerisinde yaptıklarımız ve yapamadıklarımızla, eksikliklerimiz ve ileri yanlarımızla sendikal mücadelede azımsanmayacak bir yol aldık, deneyim biriktirdik.

Sendikamızın kuruluş tarihinden bugüne kadar geçen süreç içerisinde yüzlerce direniş, eylem, şantiye işgali, yürüyüş, iş durdurma, kampanyalar, eğitim seminerleri, işçi toplantıları gibi çeşitli etkinliklere imza attık. Yaptığımız tüm bu eylem ve etkinliklerde sendikamızın temel ilkesi olan inşaat işçilerinin kendi yasalarını uygulaması ekseninden hareket ettik. Milyon dolarları cebe indirmek için hiçbir yasa tanımayan inşaat baronlarına karşı inşaat işçilerinin yasalarını yaşama geçirmeye çalıştık. Karşımızdaki güç kendi koyduğu yasaları uygulamıyorsa bize düşen de kendi yasalarımızı fiili eylem gücümüzle kanırta kanırta yaşama geçirtmekti.

Evet, insan yaşamında 3 yıl aslında hiçte uzun olmayan bir sürece tekabül etmektedir. Fakat sendikamız açısından ele aldığımızda geride bıraktığımız bu 3 yıl bizler açısından yoğun ve uzun bir süreci içinde barındırır.

Bu bağlamda, inşaat işçileri sendikası olarak burada, yaptıklarımız ve yapamadıklarımızla birlikte bu 3 yılın hesabını vermek aynı zamanda sınıfımıza karşı temel sorumluluklarımızdan birisidir.

İnşaat işçileri, işçi sınıfının en örgütsüz ve dağınık bölüklerinden biri niteliğindedir. Bu örgütsüzlük, işçilerin bir arada hareket etmesinin önüne engel oluşturacak, kendine özgül koşulları olan bir işkolunda var olduğu için bugün inşaat işçileri “ortaçağ köleleri”nden farksız koşullarda çalıştırılmakta.

İnşaat işçilerinin bugün en temel hakları bile inşaat baronları tarafından rahatlıkla gasp edilmekte. Öyleki, kayıtlı rakamlara göre 1,5 milyonun üzerindeki inşaat işçisinin birçoğu -inşaat sektörü en çok kayıtsız işçi çalıştıran işkolları arasında, bu yüzden bu rakamı yaklaşık olarak 2-2,5 milyon olarak düşünmek gerekir- çalıştığı hemen hemen her şantiyede ücretinin gasp edilmesiyle ya da en iyi ihtimalle düzensiz bir biçimde yatırılmasıyla karşı karşıya kalıyor. İnşaat sektörü, burjuvazinin kendi koyduğu yasaları bile rahatlıkla çiğneyebilecek tamamen kuralsız bir biçimde kurgulanıp insanlık dışı koşullarda çalışma ortamı yaratarak, işçiye sömürüyü iliklerine kadar hissettiriyor.

Sömürüye bu denli hoyratça maruz kalan inşaat işçileri, sınıf eksenli bir örgütlenme çalışmasına da oldukça yabancı. Devrimci işçi İsmet Demir’in öncülük ettiği 1960′lı yılların Yapı-İş pratiği dışında inşaat işçileri arasında ele avuca gelir bir örgütlenme girişimi olmamış, böyle somut girişimin içerisinde olan sendikal hareketler de, ya sınıfsal bir mücadele gayesi içerisine hiç girmemişler ya da inşaat işçisi boğazına kadar sömürünün içine saplanmışken, taşlaşmış bürokratik yapılarıyla sınıf hareketinin de önüne engel oluşturacak bir konumlanış içerişinde olmuşlardır.

Bu nedenle inşaat işçilerinin ‘düpedüz kölelik’ olarak tanımlanabilecek koşullarda çalıştırılması ve kökleri çok eskiye dayanan bir örgütsüzlüğe sahip olması göz önünde bulundurulursa kapitalizmin ilk dönemlerindeki işçi sınıfıyla birçok yönden benzerlik gösteriyor. Bu benzerlik sınıf hareketleri ve eylemleri açısından da kendini göstermektedir. Kapitalizmin ilk dönemlerinde, işçi sınıfının ortaya çıkışıyla başlayan kendiliğinden ya da yarı-kendiliğinden eylemler esasen bireysel temelde gerçekleşmekteydi. Bu eylemlerin birçoğu da, makineleri ya da ürettiği ürünü kırma/parçalama biçiminde gerçekleşen, kısa süreli ve sınıfın bütününün çıkarlarına yarar sağlamaktan uzak eylemlerdi.

İnşaat işçileri bugünde, doğru-dürüst ücret alamamanın, kayıtsız çalışmanın, sık sık işsiz kalmanın biriktirdiği öfkenin dışavurumu olarak çoğu kez ilk işçi eylemlerini tekrarlamakta. Genelde çalıştığının karşılığını alamamak gibi yakıcı bir sorundan kaynaklı bardağın taşmasıyla beraber yaşam bulan bu eylemler, inşaat işçileri arasında özgül bir format da kazanmıştır. Kırma-dökme dışında, daha önce sonuç alındığının görülmesi ve işçiler içinde defalarca tekrarlanmış olması sebebiyle vince çıkarak patronu intihar etmekle tehdit etmek, inşaat işçileri arasında hak arayışında ilk akla gelen eylem biçimidir. Bununla beraber burjuvazinin kar hırsının inşaat işçilerinde yarattığı tahribatların sonucu inşaat işçilerinin kendini yakma girişimlerine de sıkça rastlanmakta.

Yukarıda örgütlenmeye çalıştığımız sektörün zorluklarını kısaca da olsa özetlemeye çalıştıktan sonra, yürüttüğümüz mücadele içerisinde sendikamızı bugünlere getiren direniş ve kimi dönüm noktalarının üzerinde durmak aslında ardımızda bıraktığımız 3 yılın da özetini vermektedir bizlere.

Sendika olarak harcımızın sağlamlığında büyük katkıları bulunan eylemlerimizden başta geleni Sirkeci Postane direnişidir. Sendikal tarihimizde 68 gün süren en uzun ve kazanımla sonuçlanan Sirkeci Postane direnişi sendikamızın kuruluşunun ilk emekleme döneminde gerçekleşmesi anlamında mayamıza direngen bir ruh taşımıştır. Fakat bundan da öte Sirkeci Postane direnişi, hiçbir yasal geçerliliği olmamasına rağmen 3 işçi arkadaşın tüm ücret alacaklarının alınmasıyla, hem kamu kuruluşuna karşı gerçekleştirdiğimiz ilk eylem, hem de devletin yasal sınırlarına boyun eğmeden kendi haklı meşru eylem çizgimizde hareket ederek kazanmamızın da ilk adımıydı. Bu anlamıyla Sirkeci Postane direnişi, sendika olarak kuruluşumuzdan bu güne kadar ilkesel bir tutum olarak söylediğimiz kendi yasalarımızı yaratma ekseninde attığımız önemli bir adım ve göstergeydi. Diğer bir taraftan ise 68 gün gibi uzun ve zorlu bir direnişi her anlamıyla kazanımla sonuçlandırma noktasındaki ısrar ve kararlılığıydı. Defalarca gözaltına alınmalara, darp edilmelere, tehdit ve baskılara ve birçok yöneticimize açılan davalara rağmen geri adım atmayan bir direniş olarak sendikamızın harcının sağlam ve direngen karılmasında önemli bir yerde durmaktadır.

Üstünden asla atlanamayacak olan diğer önemli bir çalışmamız ise “Emeğin Köprüsüne Bir Tuğlada Sen Koy” başlığı altında yürütülen Kobani’de sağlık ocağı inşa etme kampanya çalışmamızdır.

Bu çerçevede, sendika yöneticilerimizden oluşan 6 kişilik heyet 25-26 Şubat 2015 tarihlerinde Kobanê’de incelemelerde bulunmuş ve Kobanê Kantonu yöneticileriyle görüşmüştür. Bu gezi programı Suruç Belediyesi’nin yardımıyla Suruç Kaymakamlığından alınan özel izinle gerçekleştirilmiştir.

 

Kampanya çalışması, sendikamız açışından ilkesel bir tutum olarak benimsenen Kürt halkına dönük yürütülen yok etme politikalarına karşı ezilen Kürt halkının yanında saf tuttuğumuzun ilanından da öte, işçi sınıfı içerisinde gelişen milliyetçi ve linç kültürüne karşı “İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği” kültürünü geliştirme anlamında önem taşımaktaydı. Kampanya çerçevesinde geniş bir çalışma yürütüldü. Kentin işlek cadde ve meydanlarında kampanyayı tanıtan stantlar, sesli ajitasyonlar, toplantılar, salon etkinlikleri ve yürüyüşler düzenlendi. Çalışmalar sırasında birçok yöneticimize davalar açıldı, salon etkinliklerimiz valilik izniyle yasaklanarak engellendi, polisin şiddetli saldırılarına uğranıldı. Tüm engellemelere ve baskılara rağmen kampanya çalışması sürdürüldü. Kampanyanın sonlandırılması aşamasında Amed’in Sur semtinde yaşanan direniş sonrası evleri yıkılan, talan edilen Kürt işçi ve emekçilerine topladığımız erzak yardımına katkının büyütülmesi çerçevesinde Kobani Kanton yönetimiyle de yapılan görüşmeler sonucu kampanya çerçevesinde toplanan tüm yardım Sur halkına aktarıldı.

Sendika tarihimizde en keskin dönüm noktamızı ise Ankara’da kaybettiğimiz 6 can dostumuzun, bu sendikayı yoktan var eden, sendikamızın en değerlilerini, Serdar Ben’i, Tekin Aslan’ı, Erol Ekici’yi, Kemal Tayfun Benol’u, İsmail Kızılçay’ı ve Gazi Güray’ı Ankara Gar’ında İŞİD çeteleri tarafından kalleşçe düzenlenen bombalı saldırı sonrası kaybettiğimizde yaşadık. Sınırlı güçlerle ve birçok olanaksızlıklarla sendikamızı ayakta tutmaya çalışırken bir sabah ansızın 6 can dostumuzun, yoldaşımızın ölüm haberleriyle sarsıldık. Sendikamızın kurucuları, onlarca direnişin ve şantiye işgalinin mimarlarının yarattı bu büyük boşluğu doldurabilecek miydik? 6 can yoldaşımızın acısı ve yarattıkları boşluk karşısında tökezlemedik dersek yalan söyleriz. Tökezledik, sarsıldık. Fakat bir köşeye çekilmeyi asla düşünmedik. Ankara’da kaybettiğimiz 6 can dostumuzun, yoldaşımızın anılarına bağlı kalmanın ve onlara ihanet etmemenin yolunun sendikamızı, inşaat işçilerinin mücadelesini bir adım daha ileriye taşımaktan geçtiği bilinciyle hareket ettik. Gerçekleştirdiğimiz her direnişte, eylemde, şantiye işgalinde onların denetleyen bakışlarını hissettik üzerimizde. Ve onların bizlere miras bıraktığı inşaat işçilerinin insanca çalışma, insanca yaşama mücadelesini tüm eksikliklerine rağmen bugünlere getirdik.

Sendikamızın Ankara’da kaybettiği 6 can yoldaşımızın acısını ise pilot şantiye olarak seçtiğimiz ve çalışma yürüttüğümüz Emaar şantiyesini örgütleyerek hafifletmeye çalıştık. Evet, sendikamız ilk defa örgütlü bir şantiye yaratmanın adımlarını 5000 işçiyi içerisinde barındıran Emaar şantiyesinde yaşadı. Muazzam bir emeğin ve çabanın sonucunda Emaar şantiyesinde yarattığımız örgütlülükle tüm eksikliklerine rağmen inşaat işçisinin örgütlendiğinde, birlikte hareket ettiğinde nasıl bir güç olduğunu ve neleri başarabileceğini gösterdi bizlere.

İnşaat gibi tamamen orman kanunlarının uygulandığı bir işkolu içinde faaliyet yürütmek, daha programlı ve daha sistemsel bir sınıf çalışmasını zorunlu kılıyordu. Emaar Square şantiyesindeki örgütlenme çalışması yönelimimiz, işte bu zorunluluğun sonucu doğan bilinçli bir tercihin ürünüydü.

Sendikamızın Emaar Square şantiyesindeki çalışmalarından önce bugüne kadar gerçekleştirdiği eylem pratiklerinin neredeyse tamamının çıkış noktasını işçinin ücret alacağı oluşturuyordu. İnşaat işçisinin en yakıcı sorunu haline gelmiş ücret gaspı, pratiğimizde bu yüzden çok belirleyici bir noktada durmaktadır. Böyle bir temel hakkı görmezden gelip ya da biraz rölantide tutup örgütlü olduğumuz işçileri beslenme, barınma vs. hakları için eyleme geçirmek hem komik hem de gerçekliğinden kopuk olurdu. İnşaat sektöründe bir şeyleri değiştirmek istiyorsak o zaman önceliğimiz, milyonlarca işçinin sürekli karşı karşıya kaldığı böyle bir hak gaspını ortadan kaldırmak olmalıydı. Fakat bu durum inşaat işçileri arasında güçlü bir örgütlülüğe ve oldukça yaygın bir ilişki ağına ulaşmadan tümden kaldırılamaz. Bunun için, örgütlü bir sınıf yaratmak, örgütlü bir sınıf için ise öncelikli olarak örgütlü bir şantiye modeli yaratmamız gerekiyordu. Emaar Square, bizim için böyle bir model teşkil etti.

İnşaat sektörünün tamamında olduğu gibi Emaar’da da inşaat işçisine dizginsiz sömürü koşulları dayatılmaktaydı. Emaar bünyesinde iş almış hangi taşeron firma olursa olsun şantiyede çalışan tüm inşaat işçileri sık sık ücretlerini alamamak gibi temel bir problemle karşı karşıya kalıyorlardı. İnşaat sektörünün tamamına yayılmış böylesi bir hak gaspı Emaar Square şantiyesinde de devreye sokulmuştu. Birçok işçi defalarca bu şantiyede böylesi bir problemle karşılaşmış, kimi zaman bireysel eylemleri ya da öfkeleri sonucu alabilmiş kimi zaman da firmanın sündürmesinden kaynaklı umudunu yitirip parasının peşine düşmemişti. Böyle yakıcı bir hak gaspıyla karşılaşanların sayısının çok fazla olması, bizimle de bu konuda temasa geçen işçilerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu işçilerin ücretlerini fiili bir müdahaleyle defalarca kez eylem sonucu almış olmamız sendikayı Emaar şantiyesinde çalışan binlerce işçinin gündemine sokmayı başardı. Böylelikle, Emaar’daki örgütlenme çalışmamızın önemli bir halkasını yaratmış olduk.

Ücret gaspı üzerinden gerçekleştirdiğimiz ilk eylemimizle artık Emaar’da hem işçilerin hem de firmanın gündemine girerek inşaat işçisinin kendi örgütlü öz gücü ile haklarını geri alabileceğini göstermiş olduk. Bunun yanında ilişki ağımızı genişleterek örgütlülüğümüzü güçlendirdik. Sendikal anlamdaki bu örgütlü güç, işçi iradesinin sürece egemen olması ve işçilerin kararlarının arkasındaki dik duruşu sayesinde ‘orman kanunlarıyla yürüyen inşaat gibi bir işkolunda, şantiyede sendika temsilcisinin resmi olarak tanınmasını da sağladı. Yasal olarak sendikanın böyle bir hakkının olmamasına rağmen işçi iradesiyle sadece isimde değil yetki ve hak anlamında da sendika temsilcisi fiili olarak kabul ettirildi. Öyle ki, İş Kanunu’na göre işyeri temsilcisi, toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi kesinleştiğinde atanabilir.

Emaar’da da pratiğimizin yeni bir boyuta sıçraması için giriştiğimiz örgütlenme faaliyeti ilerledikçe, patronların saldırıları da boyut değiştirdi. Bu saldırılardan biri de, sendika üyesi olduğu için formenlerin ve firma temsilcilerinin gözlerinin üstünde olduğu iki işçiyi işten atmaları oldu. Bunun için yaptığımız direniş sonucunda işçi arkadaşımızın birinin işe geri alınması, diğerinin ise kendi tercihi doğrultusunda haklarının alınması sendikal faaliyetimizde de bir ilki oluşturdu. Üstelik sendikalı olmanın, sendikal faaliyetin -olması gerektiği gibi- tanınmasını ve meşruluk kazanmasını sağlamış oldu.

Sendikal mücadeleyi, özelde de Emaar Şantiyesindeki faaliyetimizi kaba anlamda bir ’savaş’ olarak kurgularsak, bugüne kadar yaptığımız eylemler daha çok patronun saldırılarına karşı yanıt temelinde gerçekleşti. Etki alanımızın genişlemesi, sendikanın patronlar tarafından resmi olarak tanınması ve işçiler içinde bir güç olduğumuz düşünülürse artık saldırı sırasının bize geçtiği söylenebilir. Bu yüzden iyi hesaplayıp, süreci doğru bir biçimde örerek Emaar şantiyesinde kimi şeyleri adım adım değiştirmeye başlamalıydık. Emaar bünyesindeki Delta Mühendislik ’teki üye arkadaşlarımız ile gerçekleştirdiğimiz iş bırakma eylemi böylesi bir kurgu üzerinden gerçekleştirildi.

Örgütlü olduğumuz taşeronlardan sadece biri üzerinden gerçekleştirdiğimiz iş bırakma eylemi, işçi arkadaşlarımızın kolektif iradesi sonucunda belirlediğimiz dört temel talep üzerine kuruldu. Tüm işçilerin tartışarak bu noktaya getirdiği süreç, Delta Mühendislik işçilerinin taleplerini kendilerinin belirlemesi ve süreci kendilerinin örmesi nedeniyle aslında eyleme en büyük kazanımla başlanmıştı. Ücretlerdeki adaletsizliğin ortadan kaldırılması, mobbingin kaldırılması, beslenme ve barınma koşullarının iyileştirilmesi ve çalışma saatlerinin düşürülmesi talepleri karşılanana kadar sürecek iş bırakma eylemimiz toplamda 6 gün sürdü. Bu altı gün boyunca çok sancılı bir süreç yaşamamıza rağmen, sektör için çok ciddi bir durum teşkil eden bu taleplerin tamamını fiili gücümüzle kabul ettirdik.

Bu taleplerin tamamını şantiye içerisindeki örgütlü gücümüz ve fiili irademiz sonucu aldık. Emaar Şantiyesinde örgütlü olduğumuz taşeron bünyesinde kabul ettirdiğimiz bu talepler, sendikanın pratiği açısından bir ilk olması anlamında önem taşımaktadır. Bununla beraber inşaat gibi bir işkolunda bu hakları almak ve bunların da ötesine geçerek gerçek anlamda bir örgütlülük yaratmak, sömürüyü iliklerine kadar hisseden inşaat işçileri arasında emsal teşkil ettiği için işçilerin kendi hakları için fiili mücadele etmesini tetikleyecek bir çıkış noktası olma özelliğini de kazandı.

Sendikamızın bütünsel anlamda ki duruşunun dosta düşmana gösterildiği gün olma özelliğini taşıyan 1 Mayıs taktiğinin üzerinden atlamak 4 ayaklı bir masayı iki ayağı üzerinde durdurmaya benzer. Bu anlamıyla sendikamızın kuruluş tarihi olan 2014 yılından bu yana işçi sınıfının birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’lar da ki duruşu önemli bir noktada durmaktadır. 2015 1 Mayıs’ının Taksimde kutlanmasının yasaklanması bütünsel olarak kitle örgütleri ve siyasi partiler tarafından Taksim’e çıkma iradesinin gösterildiği yıllardı. Devletin saldırılarının gemi azıya alındığı ve tehditlerin savrulduğu yıl olan 2016 yılı ise kitle örgütleri ve siyasi çevreler açısından iki taktiğin boy gösterdiği bir 1 Mayıs olma özelliği taşımaktadır. Devletin Taksim meydanını yasaklayarak Bakırköy Pazar alanını kutlamaların yapılacağı alan olarak göstermesi sendikamız açısından reddedilirken birçok siyasi parti, sendika ve kitle örgütleri bu dayatmaya boyun eğerek Bakırköy meydanında soluğu aldı. Sendikamız bu anlamda Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamaları için işçi ve emekçilerine kapatılma kararını tanımayarak,1 Mayıs’ı Taksim Meydan’ında kutlayacağı açıklamasını yaparak çalışmalarını bu noktada yoğunlaştırdı. 1 Mayıs günü ise devletin tüm engellemelerine, aldığı olağanüstü önlemlerine rağmen bir grup sendika yöneticimiz ve işçi arkadaşımız Taksim Meydanına oldukça yakın bir şantiyede, şantiye işçilerinin misafiri olarak kaldıktan sonra, sabahın erken saatlerinde binlerce polisin gözü önünde sendika imzalı pankartla meydana kadar sloganlarla yürüyüp alana çıkma kararlılığını ve iradesini gösterdi. Diğer taraftan ise, sendikamızın çağrısına cevap veren yüzlerce işçi, emekçi ve kimi siyasi parti ve kitle örgütleri de Zincirli Kuyu Metrobüs durağında toplanarak sendikamızın pankartı ve kendilerini ifade eden görsellerle Mecidiyeköy meydanına kadar yürüdü. Kitle Mecidiyeköy Meydanı’nda polisin şiddetli saldırısıyla karşılaşarak gaz bomları ve plastik mermi sağanağı altında geri çekilmek zorunda kaldı. Çeşitli bahaneler öne sürerek devletin tehdit ve baskılarına karşı dik duruş sergileyemeyen çevreler ise, Bakırköy Pazar meydanında binleri toplayarak sınıf mücadelesindeki icazetçi duruşlarını sergilemekten öteye geçemediler.

2017 1 Mayıs’ı ise hemen hemen geride bırakılan 1 Mayıs’ın tekrarı niteliğinde geçti. Bir tarafta devletin yasaklarına boyun eğmeyenler, diğer tarafta ise, icazet sınırlarını bile utandıran, bedel ödemeyi göze alamayan anlayışın sergilendiği iki farklı tutum.

İnşaat-İş sendikası olarak işçi sınıfı mücadelesinde, çalışmanın yoğunlaşacağı pilot şantiyeler ve inşaat havzaları belirlemek ve bu pilot noktalara bütünsel anlamda yüklenerek mevziler kazanma düzleminde adımlar attık. ilk adımımız ise Kartal bölgesinde boy gösteren irili ufaklı şantiyelere yönelmemiz oldu. Sendika olarak ilk defa hedefli, planlı ve yoğunlaşmış bir çalışmayla bölgede onlarca şantiyeye ve on binlerce inşaat işçisine ulaşıldı. 3 ay boyunca geceli gündüzlü binlerce afiş, on binlerce bildiri, onlarca pankart, yüzlerce duvar yazılaması ve yüzbinlerce kuşlamayla çalışma sürdürüldü. 2016 yılında başlattığımız bu çalışma sendikamıza ciddi kazanımlar sağladı. Bin bir zorluk ve olanaksızlıklara rağmen yürütülen Kartal havza çalışması her şeyden önce şantiyelerde temel sorun olarak ön plana çıkan işçilerin ücret alacaklarının dışında farklı sorunları da gündeme getirmesi ve bu noktada kimi şantiyelerde hareketlilik yaratarak kazanım sağlaması anlamında önemli bir yerde durmaktadır. Diğer taraftan ise, hedefli, planlı ve ısrarlı bir çalışmanın yarattığı olumlu sonuçların görülmesi ve bu noktalara yüklenilmesi bağlamında da kalıcı kazanımlar sağladı.

Bu çalışmanın sonucu olarak Kartal temsilcilik binamızda Kartal’da bulunan çeşitli şantiyelerden 50’ye yakın işçi arkadaşımızın katıldığı iki ayrı toplantı örgütlendi. İnşaat işçilerinin çalışma koşullarından kaynaklı bir araya getirilmesinin zorlukları düşünüldüğünde dahi bu toplantılar ciddi bir yerde durmaktadır. Diğer taraftan Kartal çalışmasında çeşitli şantiyelerden tanışılan inşaat işçisi arkadaşlarla sosyal etkinlikler anlamında halı saha maçları düzenlendi, sendika binamızda yaklaşık 50-60 işçi arkadaşımızın katıldığı akşam yemeği, sinema gösterimi ve müzik dinletileri düzenlendi.

Kartal havza çalışmasının yarattığı etki sürekli gidilen bölgedeki kimi şantiyelerde de kendisini hissettirdi. Bölgenin en büyük şantiyesi konumunda bulunan İstanbul Marina şantiyesi bunlardan birisidir. Birçok kazanımın yanı sıra sendikamızın bayram izniyle ilgili dağıttığı bildirinin işçiler tarafından okunması ve sendikamızla iletişime geçilmesinin ardından, patronların tüm baskı ve tehditlerine rağmen yaklaşık 2000 işçi arkadaşımız sendikanın çağrısına uyarak bayramın ilk 3 günü iş başı yapmayıp yevmiyelerini de alarak İstanbul Marina şantiyesinde bir ilke imza atmışlardır.

Yine Kartal çalışmasının yarattığı etki kendisini Kartal DKY şantiyesinde göstermiştir. Şantiyede çalışan yaklaşık 200 işçi arkadaşımızın ücret gaspının çözümü olarak tüm şantiye 1 gün boyunca iş durdurarak şantiye satış ofisi önünde eyleme geçmiş ve ilk günün akşamı tüm işçilerin alacakları kuruşu kuruşuna ödenmiştir. Kartal DKY şantiyesinde gerçekleştirilen bu eylem ise, tüm şantiyenin iş bırakarak eyleme geçmesi anlamında önemli bir yerde durmaktadır.

Sendika tarihimizde bir ilk olma özelliğini taşıyan Ant Pastel direnişimiz ise yine Kartal bölgesinde yürütülen çalışmanın dolaylı sonuçlarından birisidir. Sendika yöneticisi iki işçi arkadaşımızın hedefli olarak çalışmaya başladığı Ant Pastel şantiyesinde Türkiye’de bir ilke imza atılmış oldu.

Şantiyede sendikal örgütlenmeyi önüne hedef olarak koyan 2 arkadaşımızın sendikalı olduğu için işten atılması sonucu başlatıldı Ant Pastel direnişi.

And Pastel direnişimizin 3. günü bir işçi arkadaşımız ve sendika yöneticimizin satış ofisi kapısının giriş çıkışına kendilerini zincirleyerek satışları engellemesi üzerine uzun süre ne yapacaklarını şaşıran yönetimin imdadına kendiliğinden gelişen fiili saldırı olayı gerçekleşti. Satış ofisinden arabasıyla çıkmak isteyen bir çalışanın engellenmesi saldırının fitilini ateşledi ve satış ofisi önü bir anda meydan muharebesine döndü. Saldırının arkasından araya giren Key, Tepe ve Anadolu grubu patronları sorunu çözmek istediklerini, saldırının kendileriyle alakalı olmadığını, çalışanlarının ferdi davranışta bulunduklarını belirterek özür dilemelerinin ardından gece geç saatlerde Kartal’da bulunan sendika binamıza gelerek talep edilen sendikal tazminatı ödemeyi kabul ettiler.

Bu anlamda, And Pastel direnişimizin tüm zayıflıklarını ve ileri yanlarını değerlendirdiğimizde, kazanımın maddi anlamdaki yüklü miktarı önemsiz bir yerde durmaktadır. And Pastel direnişimizin kazanımı fiili mücadeleyle tazminat hakkının 3 gün gibi kısa bir süre içerisinde söke söke alınmasıdır. İşçilerin kendi yasalarını dişe diş bir mücadeleyle yazmalarıdır.

Bu bağlamda, And Pastel direnişinin kazanımlarının en başına fiili mücadeleyle kazanılan sendikal tazminat hakkının yazılması birincil önemdedir. Türkiye işçi sınıfı tarihinde, inşaat işçisinin bulunduğu şantiyede sendikal çalışma yürüttüğü için işten atılarak sendikal tazminat alması bugüne kadar yaşanmayan bir olaydır. Şantiyelerde bırakalım sendikal tazminatı ihbar ve kıdem tazminatını alan inşaat işçisi sayısı bile parmakla sayılabilecek kadar azdır. Hiçbir kuralın uygulanmadığı, tamamıyla orman kanunlarının hüküm sürdüğü inşaat sektöründe tek başına sarı baretli bir inşaat işçisinin sendikal tazminatı alması bile kuşkusuz önemli bir yerde durmaktadır. Fakat burada üzerinde önemle durulması gereken diğer bir nokta ise, sendikal tazminatın mahkemelerce belirlenmesi değil birebir fiili mücadele yoluyla 3 gün içerisinde alınmasıdır. Böylesi bir kazanım Türkiye işçi sınıfı tarihinde eşine az rastlanan, hatta inşaat sektöründe rastlanmayan bir kazanımdır.

Diğer önemli bir nokta ise, İşçi sınıfını, yaşadığı hak gaspları karşısında yıllarca mahkeme kapılarında süründürmek isteyen anlayışa ve bu anlayışın payandası haline gelmiş satılmış sendikalara ciddi bir cevaptır. Bununla beraber, henüz sendikal deneyimi olmayan ve bu anlamda örgütlülüğe yabancı olan inşaat işkolu gibi bir sektörde, sendikalı olmanın meşruluğunu göstermesi ve bu meşruluğu işçilerin yine fiili gücüyle kazanması açısından inşaat işçisine kendi meşruiyetini göstermiş olması açısından da ciddi bir kazanımdır.

 

          SENDİKAMIZ İNŞAAT-İŞ’İN 3 YILLIK EYLEM ÇİZELGESİ

*‘‘İşçilerin birliği, halkların kardeşli­ği’’ şiarıyla başlattığımız kampanya sonucunda toplanan yardım mal­zemelerini, Amed’e sendika yöneticilerimiz ve üye işçilerimizden oluşan bir heyet göndererek Sur halkına ulaştırdık.

*Beylikdüzü’nde Gülyapı’ya bağlı çalışan üyelerimizin ödenmeyen ücretleri için başlattığımız eylem, yaklaşık bir saat sonra ücretlerin ödenmesiyle sona erdi.

*Beykoz’da direnişte olan Şişecam işçilerine ziyaret düzenleyerek destek verdik.

*Bulut inşaatta çalışan yaklaşık 20 üyemiz için şantiye önünde direniş başlattıktan sonra E-5 Karayolunu trafiğe kapattık. Tüm üyelerimizin ücretlerinin kuruşu kuruşuna ödenmesinden sonra direnişi sonlandırdık.

*Rönesans’ın Maltepe’de bulunan Piazza şantiyesinde, barınma koşullarının iyileştirilmesi için yaklaşık 100 üyemizle başlattığımız iş durdurma eylemi kısa sürede sonuç verdi ve işçi arkadaşlarımızın kaldığı koğuşlarda iyileştirmeler gerçekleştirildi.

*Garanti Konut şantiyesinde üyelerimizin ücretlerinin gasp edilmesine karşı başlattığımız direniş birkaç saat sonra tüm ücretlerin ödenmesiyle son buldu.

*Sendikamızın belirli aralıklarla çıkarttığı Şantiye Gazetesinin 2. ve 3. sayılarını çıkarttık.

*Kayseri’de bulunan Altın inşaat patronunun gasp ettiği ücretler için üyelerimizle birlikte direnişe geçtik. Eylemin başlamasının ardından 1 saat geçmeden ücretler ödendi.

*Vadi İstanbul projesinde çalışan üyelerimizin ücretlerinin ödenmemesi üzerine başlattığımız direniş aynı gün ücretlerin ödenmesiyle son buldu.

*İnşaat işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının kölelik koşullarını aratmadığını duyurmak için Meclis içerisinde bir basın açıklaması gerçekleştirdik.

*Acıbadem şantiyesinde Sur Yapı’ya bağlı çalışan 3 üyemizin işten atılmasına karşı başlattığımız eylem birkaç saatin ardından üyelerimizin işe alınmasıyla son buldu.

*Sakarya’da 2017 yılında yaklaşık 20 inşaat işçisi arkadaşımızın katıldığı eğitim semineri gerçekleştirdik.

*Şişecam’da işten atılan cam işçileri ile dayanışmak için Paşabahçe Ma­ğazası önünde bir eylem gerçekleş­tirdik.

*İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Ayazağa Kampüsü’nde iş cinayetlerine karşı basın açıklaması gerçekleştirdik.

*DİA Holding’e bağlı olarak ça­lışmasına rağmen, aylardır ücreti ödenmeyen üyemiz için başlattı­ğımız direniş, 13. günün sonunda ücretinin ödenmesiyle sona erdi. Direniş sürecinde gerçekleştirdiği­miz DİA Holding’in genel merkezini işgal eyleminin ardından sen­dikamızın yöneticileri hakkında açılan mahkeme hala sürmektedir.

*Fikir Tepe’de bulunan İstanbul 216 projesinde çalışırken hiçbir hakkı ödenmeden işten atılan üyelerimiz için şantiyede gerçekleştirdiğimiz eylem, aynı gün ücretlerin ödenmesiyle sona erdi.

*Nurolpark şantiyesinde hakları ödenmeden işten çıkartılan üye­lerimiz için başlattığımız direniş 3.gününde ücretlerin ödenmesiyle bitirildi.

*Torunların 5. Levent şantiyesinde yaklaşık 20 üyemizle birlikte çalışma koşulları ve yasal hakları başlığı altında toplantı gerçekleştirdik.

*TOKİ şantiyesinde üyelerimizin ücretlerinin ödenmemesi üzerine, iş durdurma ve işgal eylemi ger­çekleştirdik. Ücretlerin ödenme­siyle direniş sonlandırıldı.

*Eyüp Dede Korkut İlköğretim Okulu şantiyesinde hakları gasp e­dilen işçi arkadaşlarımız için bir işgal eylemi gerçekleştirdik. Aynı gün gasp edilen hakların ödenme­siyle eylem sonlandırıldı.

*Çeşitli illerden yaklaşık 60 işçi arkadaşları­mızın katılımıyla, Kadıköy’deki sendika genel merkez binamızda sendikal örgüt­lenme üzerine eğitim ve forum gerçekleştirdik.

*Tuzla Sahil yolu inşaatında çalışan üyelerimizin ücretlerinin öden­memesi üzerine iş durdurma eylemi gerçekleştirdik. Eylem aynı gün ücretlerin ödenmesiyle sona erdi.

*Sakarya’da Korucuk Etap 3 proje­sinde çalışmalarına rağmen ücret­leri ödenmeyen işçi arkadaşlarımız için, Atioğlu İnşaat’a karşı başlat­tığımız eylem süreci kazanımla sonuçlandı.

*Soma’da katledilen yüzlerce ma­den işçisi arkadaşımız için Umut- Sen ile birlikte basın açıklama­sı ve yürüyüş düzenledik.

*DKY Kartal şantiyesinde çalışan yüzlerce işçi arkadaşımızın ücret­leri ödenmediği için iş bırakma eylemi gerçekleştirdik. Tüm işçile­rin katılımıyla gerçekleşen eylem, aynı gün ücretlerin ödenmesiyle sona erdi.

*Emek İnşaat’ta çalışan üyelerimizin ücretlerinin gasp edilmesine karşı başlattığımız eylem aynı gün tüm ücretlerin ödenmesiyle sonlandırıldı.

*Fibrabeton’da çalışan ve ücretleri gasp edilen üyelerimiz için başlattığımız eylem sonunda üyelerimizin ücretlerinin kuruşu kuruşuna ödenmesiyle eylem sonlandırıldı.

*Sarıgazi mahallesinde işçi arkadaşlarımızın katılımıyla inşaat işçisinin çalışma koşullarını konu alan geniş bir toplantı gerçekleştirdik.

*Seyrantepe’de bulunan Skyland şantiyesinde kötü çalışma koşulları, kötü yemekler, sağlıksız yatakhanelere karşı yaklaşık 2000 inşaat işçisi şantiye dışına çıkarak karayolunu trafiğe kapattı. Şantiyede bulunan üyelerimizin sendikaya haber vermesi üzerine sendika yöneticilerimiz şantiyeye ulaştı. Yaklaşık 2000 işçiyle Açıkhava toplantısı yapan yöneticilerimiz işçilere sorunlar çözülene kadar iş başı yapılmamasını önerdi. Bu öneri işçilerin onayıyla karara bağlandı. Gece 13:00 sularında gerçekleşen olayın ardından Eroğlu yöneticileri gece sendika yöneticilerimizle iletişime geçerek sabah toplantı için randevu istedi. Sabah sendika yöneticilerimiz, şantiyede bulunan işçi temsilcilerimiz ve sendika avukatımızdan oluşan bir heyetle toplantıya girildi. Toplantı sonucunda kötü ve sağlıksız yemekler, kantindeki faiş fiyatlarla satılan ürünler ve yatakhanelerdeki yapılacak iyileştirmeler tek tek tespit edilerek düzenlemeye gidildi.

*İstanbul Başakşehir Kayabaşı Emlak Konutlarında üyelerimizin ödenmeyen ücretleri için başlattığımız direniş aynı gün ücretlerin ödenmesiyle sonlandırıldı.

*Orge Elektrik’e bağlı olarak çalışan sendikamız üyesi arkadaşlarımızın ödenmeyen ücretleri için gerçek­leştirdiğimiz eylem, ilk saatlerinde ücretlerin ödenmesiyle sona erdi.

*Sarıgazi’de bulunan HDK binasını 15 üyemizle ziyaret ederek Sur’da ki yıkıma ve talanına karşı başlatılan imza kampanyasına destek verdik.

*Süreyya paşa Hastanesi inşaatında, Zek-San firmasına bağlı olarak çalışmalarına rağmen ücretleri ödenmeyen işçi arkadaşlarımız için başlattığımız direniş, ilk dakikala­rında firmanın geri adım atmasıyla sonlandırıldı.

*Suudi Arabistan’da, DSG Yapı’ya bağlı olarak çalışan fakat ücretleri ödenmediği gibi orada esir olarak tutulan işçi arkadaşlarımız için Suudi Arabistan Konsolosluğu önünde iki defa basın açıklaması gerçekleştirdik. Basın açıklamasını izleyen günlerde işçi arkadaşları­mızın esaretliği sona erdi.

*Teknik Yapı’ya bağlı olarak çalışan sendikamız üyesi işçi arkadaşları­mızın ücretleri ödenmediği için başlattığımız direniş, yaklaşık iki saat içerisinde ücretlerin ödenme­siyle sona erdi.

*Oyak Sitesi’nin dış cephe-man­tolama işini yapmalarına rağmen ücretleri ödenmeyen işçi arkadaş­larımız için başlattığımız direniş, patronun geri adım atmasıyla sonlandırıldı.

*2016’nın başından itibaren sistematik örgütlenme çalışması yürüt­tüğümüz Emaar Square şantiyesi’nde, birçok hak gaspının önüne geçtiğimiz gibi; gerek gerçekleşen iş cinayetine karşı yapmış olduğu­muz kitlesel eylemler, işgaller, gerekse fiili-meşru direniş gücümüzü sistemli bir hale getirmiş olmamızla ‘‘örgütlü bir şantiye’’ modelini büyük oranda hayata geçirmiş olduk. Bu çerçevede 2016 yılında Emaar şantiyesinde onlarca eylem ve işgal eylemi gerçekleştirdik. Diğer taraftan ise, yine Emaar şantiyesinde sitemize ve basına yansımayan yüzlerce işçi arkadaşımızın sorununu eylem gerçekleştirmeden şantiye yönetimi ile masaya oturarak çözdük.

*Ücretlerini alamayan yaklaşık 50 üyemiz için Emaar şantiyesi içerisinde gerçekleştirdiğimiz iş bırakma eylemi, aynı gün ücretlerin ödenmesiyle son buldu.

*Yaklaşık 50 işçi arkadaşımızın katılımıyla Emaar şantiyesi içerisinde sendikalı olmanın önemi üzerine toplantı gerçekleştirdik.

*Emaar da faaliyet gösteren Delta Mühendislikte çalışan iki üyemizin işten atılmasının ardından başlattığımız eylem 8. gününde kazanımla noktalandı.

*Yaklaşık 20 işçi arkadaşımızın ücretlerini gasp eden Emaar patronlarına karşı satış ofisi önünde direnişe geçtik. Satış ofisi kapılarının kapatılarak giriş çıkışlara izin vermememiz üzerine Emaar yönetimi masaya oturmak zorunda kaldı. Gece 15:00’da tüm işçi arkadaşlarımızın ücretlerinin ödenmesiyle eylem noktalandı.

*Emaar bünyesinde faaliyet gösteren Delta Mühendislikte çalışan yaklaşık 60 üyemizle gerçekleştirdiğimiz toplantı sonrası çalışma koşullarının düzeltilmesi için birçok talebin bulunduğu bir bildirge hazırlanarak Delta Mühendislik patronlarına iletildi. Bu talepler karşılanmadığı koşullarda direnişe geçileceği belirtildi. Bunun üzerine patronlar işçi temsilcileri ve sendika yöneticilerimizi toplantıya çağırdı. Bu noktada taleplerin hemen hemen hepsi kabul edilerek masadan kalkındı.

*Emaar’da çalışan üyelerimizin kaldığı birçok koğuşta “neden sendikalı olmalıyız” başlığı altında birçok kez eğitim toplantıları gerçekleştirildi.

*Emaar bünyesinde çalışan yaklaşık 15 üyemizin ücretlerinin gasp edilmesine karşı Emaar yönetimiyle görüşme talep edildi. Emaar yönetimi görüşmeyi ret etmesi üzerine satış ofisi önünde direniş başlatıldı. Direnişin başlamasıyla birlikte Emaar yönetimi görüşmek için talepte bulundu. Görüşmede sendika yöneticilerimiz Emaar yöneticilerinin küstahça konuşmalarına karşı masayı devirerek görüşmeyi terk etti. Ardından direniş satış ofisi giriş çıkışının kapatılmasıyla bir üst noktaya evriltildi. Direnişin ikinci günü Emaar yöneticilerinin özür dilemesi ve ücretlerin kuruşu kuruşuna ödenmesiyle direniş noktalandı.

*Emaar bünyesinde faaliyet gösteren Sönmez taşeronda çalışan üyelerimizin ödenmeyen ücretleri ile ihbar ve kıdem tazminat haklarının gasp edilmesine karşı satış ofisi önünde başlattığımız direniş, 6. gününde satış ofisi giriş çıkışının kapatılmasının ardından kazanımla sonuçlandı.

* Emaar’da taşeron firma Latek bünyesinde çalışan dört üyemiz işten atıldı. Arkadaşlarımızın işten atılması üzerine aynı firmada çalışan dört üyemiz sabah iş bırakarak tepki gösterince, onlar da işten atıldı. Sekiz üyemizin işten atılması üzerine sendika temsilcilerimizle firma yetkileri arasında yapılan görüşmelerden sonra geri adım atılarak arkadaşlarımız geri işe alındı. Arkadaşlarımızı işten atan formen ise farklı bir şantiyeye yollandı. Ayrıca firma yetkilileri işten atılan arkadaşlarımızdan özür dileyerek, bir daha böyle bir tutumun söz konusu olmayacağını belirttiler.

*Emaar şantiyesinde faaliyet gösteren Paşa Elektrik firmasında çalışan 7 üyemizin işten atılması üzerine sendika yöneticilerimiz ve üye işçi arkadaşlarımız şantiye giriş kapısını kırarak şantiyeyi işgal etti. Bu işgalin ardından şantiye içerisinde yetkililerin kaçarak şantiye dışındaki büroya sığındıkları haberi üzerine şantiyeden çıkılarak yetkililerin sığındığı büro işgal edildi. Yaşanan arbede sonrası işten atılan 7 işçi arkadaşımız işe geri alındı.

*  Emaar’da darbe girişiminden sonra kayyum atanan AKFA Holding’e bağlı Delta Elektirik şirketi bünyesinde çalışan üyelerimizin gasp edilmek istenen ihbar ve kıdem tazminatları, yıllık izin ücretleri için başlattığımız direnişimiz satış ofisinin işgal edilmesine dönüştürülmüş ve direnişin 8. gününde üyelerimizin tüm alacakları kuruşu kuruşuna alınarak direniş bitirilmiştir.

*  Emaar bünyesinde faaliyet gösteren Paşa Elektrik çalışanı sendika üyemiz Doğan Can Çelik arkadaşımız, formeni Erol Çalık tarafından önce yakasından tutularak hırpalandı, sonrada “s… git” denilerek işten kovuldu. Üyemizin formenle yaşadığı sorunu şantiye temsilcimize anlatmasının ardından, sahada çalışmalarını sürdüren sendika temsilcilerimizle bir araya gelen şantiye temsilcimiz, yaşanan sorunu ayrıntılarıyla öğrenmek üzere formeni de çağırarak görüşme talebinde bulundu. Sendika temsilcilerimizin de hazır bulunduğu görüşmede, yaşanan probleme dair kısa bir açıklamada bulunmak şurada dursun, gün içerisinde üyemize gösterdiği kaba ve rencide edici davranışı “mafya tarzı” lümpenlikle burada da sürdürmek isteyen Erol Çalık’a sendika temsilcilerimiz tarafından anladığı dilden cezalandırıldı.  İşçi arkadaşımıza yapılan bu onur kırıcı hakaret ve davranıştan dolayı formen Erol Çalık’ın şantiyeyle ilişkisi kesilmediği takdirde üyelerimizle eyleme geçileceğinin belirtildi. Bunun üzerine, Emaar yönetimi formenle ilişkinin hemen kesileceğini belirtince şantiyeden çıkıldı.

*Emaar şantiyesinde çalışan 19 taşeron inşaat işçisi arkadaşımız barınma koşullarının iyileştirilmesini istedikleri için  işten çıkarıldı. İşten çıkarılırken tüm ücretleri ve tazminatları gasp edilen üyelerimiz ile beraber Emaar şantiyesi önünde direnişe başladık. Direnişin 2. günü talep ettiğimiz tüm iyileştirmeler yerine getirilerek işçi arkadaşlarımız işe geri alındı.

*2 Ağustos 2015 tarihinde Emaar bünyesinde faaliyet gösteren Sönmezler taşeronunda çalışan Mehmet Karaduman adındaki işçi arkadaşımız, şaf boşluğuna düşerek yaşamını yitirdi. Bu olay üzerine şantiyeden işçi arkadaşlarımızın sendika yöneticilerimize haber vermesi üzerine yöneticilerimiz hızla Emaar şantiyesinin önüne gitti. Sendika yöneticilerimiz ve sendika üyesi işçi yaşanan cinayetin sorumlusunun Emaar yönetiminin olduğunu ve bu olayı saklamaya çalıştıklarını belirterek işçileri iş bırakmaya çağırdı. Yaklaşık 400 inşaat işçisi iş bırakarak şantiye kapısından satış ofisine doğru sloganlar ve ıslıklarla yürüyüşe geçti ve satış ofisi giriş çıkışını kapattı. Sendika yöneticilerimiz ve işçi arkadaşlarımızın Emaar yönetimini satış ofisi önüne gelip durumla ilgili açıklama yapmasını talep etmesi üzerine, Emaar yöneticileri suskunluklarını bozarak satış ofisi önünde açıklama yapmak zorunda kaldı. Ardından sendika yöneticilerimiz ve tüm işçi arkadaşlar yarın şantiyede iş başı yapılmaması kararı alarak bunu Emaar yönetimine ilettiler. Şantiyede tek bir çivinin dahi çakılması durumunda şantiyeyi ateşe vereceklerini söyleyen sendika yöneticilerimize Emaar yönetimi boyun eğerek şantiyede 2 gün boyunca hiçbir çalışma olmayacağı sözünü verdiler.

Emaar yönetiminin verdiği söze güvenmeyen sendika yöneticilerimiz tüm işçi arkadaşlara sabah şantiye giriş çıkışlarında nöbet tutmaya dönük çağrıda bulundu. Ertesi gün sabah erkenden üyelerimiz ve sendika yöneticilerimiz şantiye giriş çıkışlarını kapatarak 2 gün boyunca 5000 kişilik şantiyede çivi dahi çaktırmadı. Satış ofisi giriş çıkışları da kapatılarak hiçbir girişe izin verilmedi.

* Emaar Square Şantiyesi’nde 5. kattaki şaft boşluğundan eksi 11. kata düşerek yaşamını yitiren işçi arkadaşımız Mehmet Karaduman için satış ofisi de dâhil olmak üzere şantiyenin genelinde iş durdurarak son nefesini verdiği yerde yüzlerce işçi ile bir anma gerçekleştirdik. Şantiyede çalışan işçi üyelerimiz ise, işçilerin iş başı için giriş yaptığı kapılarda tüm işçilere yakalarına takmaları için siyah kurdele vererek, arkadaşımızın iş cinayetine kurban gitmesini protesto eden bildirileri dağıttı.

Gerçekleştirdiğimiz bu eylem karşısında işçi arkadaşlarımız da yaşanan bu iş cinayetini alkışlarla protesto ederek içeri girdi.

*Şantiye içinde çalışan üyelerimiz öğlen paydosunda binlerce işçinin toplandığı 4 yemekhanede ve işçi koğuşlarında Mehmet Karaduman arkadaşımıza saygı ve iş cinayetleri konusunda duyarlılık yaratmak için kısa konuşmalar ve saygı duruşları gerçekleştirdi.

*Şantiyenin en görünür yerine “Mehmet Karaduman’ı saygıyla anıyoruz! Bu kaza değil cinayettir!”  yazılı 5 metrelik bir pankart asarak 1 hafta asılı durmasını sağladık. Emaar şantiyesinin içerisine ve dışarısına birçok noktaya Mehmet Karaduman’ı saygıyla anıyoruz resimli afişleri astık. Asılan bu afişler aylarca yerlerinde kaldı ve Emaar yönetimi bu resimlere dokunmaya cesaret edemedi.

*Şantiye içerisinde üyelerimizden oluşan 4 kişilik bir birim kurularak 1 hafta boyunca mesai saatleri içerisinde işçilere iş cinayetlerini anlatan kısa konuşmalar yapıldı ve alkışlı protestolar gerçekleştirildi. Ayrıca  duvar yazılamaları yapıldı.

* İş cinayetine karşı geliştirdiğimiz tutum, şantiye yönetimini çeşitli adımlar atması ve sendikamızı işçi sağlığı-güvenliği konularında bir kez daha muhatap almasına neden oldu.

Şantiye müdürü Celal Şahin ve yöneticiler, sendika temsilcilerimizin yanına gelerek şantiyede alınması gereken güvenlik önlemlerinin arttırılmasına dair bir görüşme gerçekleştirdi.

Yapılan görüşmede şu kararlar alındı:

-Aralarında işyeri temsilcimiz ve üyelerimizin de yer aldığı sarı baretli işçilerden oluşacak bir güvenlik tespit ekibi kurulacak. Ve bu güvenlik ekibi iş durdurma yetkisine sahip olacak.

-Güvenlik tespit ekibinin şantiye içinde tespit ettiği tüm eksiklikler not alınacak ve Pazartesi gününe kadar giderilecek.

-Her kata seyyar tuvalet ve su sebili yerleştirilecek. Tüm tuvalet ve su sebillerine inşaat işçileri sendikası imzası taşıyan “Mehmet Karaduman anısına” yazıları konulacak.

-Soyunma odaları, koğuşlar ve yemek-yemekhane yeniden düzenlenecek ve çalışma koşullarına uygun hale getirilecek.

-Görüşmede mutabık kılınan uygulamalar yerinde ve zamanında yapılmazsa, pazartesi günü (8 Ağustos) yeniden iş durdurulacak.

8 Ağustos günü geldiğinde verilen sözlerin seyyar tuvalet ve su sebillerinin dışında tüm sözlerde durulmasına rağmen şantiye içerisinde iş durdurma eylemi başlatıldı ve slogan ve ıslıklarla yüzlerce işçi arkadaşımız sendika temsilcimizin yönlendirmesiyle şantiye dışına çıkarak yolu trafiğe kapattı. Öfkenin giderek büyümesi karşısında Emaar yetkilileri gelerek su sebillerinin ve seyyar tuvaletlerin tırlara yüklendiğini gece şantiyede olacağı sözünü verdikten sonra eylem sonlandırıldı. Sabah ise tuvalet ve su sebilleri şantiyenin dört bir yanına yerleştirildi.

* Emaar şantiyesinde sürdürdüğümüz örgütlenme faaliyetlerimiz kapsamında 18 Haziran günü yaklaşık 50 işçi arkadaşın katıldığı Emaar şantiyesi iş yeri meclisi toplantısı düzenledik. Şantiyedeki farklı taşeronlardan işçilerle sendika örgütlenme sekreterlerinin katıldığı toplantıda işçilerin talepleri ve sorunları dinlenerek bu yönde yürünecek yol haritası belirlendi.

* Emaar şantiyesinde Paşa Elektrik bünyesinde çalışan 40 üyemiz ücretlerin ayın 20’sini geçmesine rağmen halen ödenmemiş olmasına tepki göstererek iş bırakma eylemi başlattı. Eylemin ilk saatlerinde tüm ücretler hesaplara yatırıldı.

* Emaar şantiyesinde sendikamızın Paşa Elektrik’te çalışan temsilcilerine yönelik işten çıkarma tehditleri somut bir şekilde karşımıza çıkarıldı. Şantiyede haftalık 45 saatlik çalışmayı direnişle alan ve barınma koşullarının iyileşmesi için çeşitli faaliyetler bulunan 2 işyeri temsilcimiz işten çıkartıldı. Bunun üzerine Paşa Elektrikte çalışan yaklaşık 40 üyemiz iş bırakarak satış ofisi önünde direnişe geçti. Direnişin ilk saatlerinde patronlar geri adım atarak işten atılan işyeri temsilcilerimizi işe geri almak zorunda kaldı.

* Emaar bünyesinde faaliyet gösteren Sayata taşeron firmasında yaz saati uygulaması diye dayatılan ücretsiz fazla mesaiye karşı sendika üyesi dört işçi arkadaşımız, 20 gün iş sözleşmelerinde belirtilen yasal süreye uyarak standart mesai bitiminde fiili olarak kart basmaya devam etmişti. Zorunlu fazla mesai karşısında direnen 4 sendika üyemiz bunun üzerine işten çıkartıldı. İşten çıkarılmalara karşı Emaar şantiye giriş kapısında başlattığımız direniş, ilk saatinde patronun geri adım atmasıyla sonlandı.

*Akasya’nın Ümraniye’de bulunan şantiyesinde, ücretleri ödenmeyen üyelerimiz için bir işgal eylemi gerçekleştirdik. Eylem, 2. gününde ücretlerin ödenmesiyle sonlandı­rıldı.

*Medikal Park şantiyesinde, aylardır ücretleri ödenmeyen üyelerimiz için başlattığımız direniş, 4. gü­nünde kazanımla sonuçlandı.

*Alarko Holding’in ana firma konu­munda olduğu metro şantiyesinde çalışan üyelerimizin, ücretleri ödenmesi talebiyle direniş baş­lattık. Direnişimizin 16. gününde, temel hakkımızı istemiş olmamıza rağmen polisler tarafından gözaltı­na alındık. Direniş işçi arkadaşımızın ken­di tercihi doğrultusunda fiili boyutta sonlandırılarak hukuki boyutta sürdürülmektedir

* Rönesans Piazza şantiyesinde çalışan 8 üyemizin ödenmeyen ücretleri için başlatacağımız direniş, eylem duyurusunun ardından gelen görüşme talebi ve ardından tüm ücretlerin ödenmesiyle başlamadan bitti.

* Ceylan İnşaat’ın ana yüklenici olduğu Antalya’daki Diyar Demre Otel projesinde Unicom Group’a bağlı olarak çalışan 32 işçi maaşları ve ihbar tazminatları ödenmeyerek işten çıkarıldı. İşçilerin sendikamızla temasa geçmesi ile birlikte İnşaat İşçileri Sendikası olarak işçilerin ödenmeyen hakları için ana firma ile görüşmeler yaparak sorunun çözüme ulaştırılmasını sağladık ve işçi arkadaşların tüm hakları ödendi.

*2014’de Sendikamızın ‘Üniversite Komisyonları’nı kurduk.

*YDA Park Avenue’ye bağlı olarak çalışan işçi arkadaşlarımızın ücret­lerinin ödenmesi talebiyle başlat­tığımız direniş, aynı gün ücretlerin ödenmesiyle sona erdi.

*Gezi direnişinde Ankara’da polis kurşunuyla öldürülen sendikamızın Ankara çalışmasında yer alan Ethem Sarısülük yoldaşımızın Çorlu’da düzenlenen anma etkinliği ve yemeğine katıldık.

*İstanbul Üniversitesi’nde Emeğin Köprüsü Kampanyası çerçevesinde stant çalışması gerçekleştirdik.

*Taksim Galatasaray Lisesi önünde Emeğin Köprüsü Kampanyası’na ilişkin stant açtık.

*Kartal Meydanında Emeğin Köprüsü kampanyasına ilişkin stant çalışması yaptık.

*Ankara’da Emeğin Köprüsü Kampanya çalışması çerçevesinde Kızılay bölgesinde stant çalışması gerçekleştirdik.

*Topkapı’da bulunan Nestle işçilerinin direnişini ziyaret ettik.

*Metal Fırtına olarak adlandırılan ve on binlerce metal işçisinin faşist Türk-Metal sendikasının satış sözleşmelerine karşı iş bırakarak fabrika önlerinde yaptıkları direnişleri ziyaret ettik. Bu bağlamda, Bursa’da bulunan Renault ve Tofaş işçilerinin direnişlerine destek verdik.

*Kadıköy İŞKUR binası sendikamızın Üniversite Komisyonları tarafından iş cinayetlerini protesto amaçlı işgal edildi. İki arkadaşımız gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

* Kürt illerine karşı savaşın, baskının yükseltildiği, savaştan ve yıkımdan kaçıp metropollerde inşaatlar başta olmak üzere güvencesiz işlerde çalışmak zorunda bırakılan Kürt işçilere yönelik linç girişimlerinin arttığı bir dönemde sınıf dayanışmasını ve halkların kardeşliği şiarını sahiplenmek adına sendikamızın yöneticileri ve bir grup işçi arkadaşla Özgür Gündem Gazetesi’ni ziyarete gittik.

* Acıbadem Hastanesi Altunizade şantiyesinde Genser adlı taşeron firmada çalışan sendikamız üyesi işçiler sendikal faaliyet yürüttükleri gerekçesiyle işten çıkartıldı. Bunun üzerine şantiye önünde atılan üyelerimizin işe geri alınması için direniş başlattık. Direnişin başlamasının ardından 1-2 saat sonra görüşme talep eden patronlar tüm taleplerimizi kabul ederek geri adım atmak zorunda kaldılar.

*İnşaat sektöründe yaşanan kural dışı çalışma koşullarına karşı Kadıköy Rıhtım’da bir basın açıklaması düzenledik.

*Cumhuriyet Gazetesi’ne karşı yapılan baskıları protesto etmek için polis tarafından abluka altına alınan Cumhuriyet Gazetesi binasına yürüyüş gerçekleştirerek ziyarette bulunduk.

*Bir yıl önce Ankara’daki ‘Barış’ mitinginde alçakça gerçekleştirilen bombalı katliamda yitirdiğimiz sendikamızın kurucularından olan altı arkadaşımızı hem mezar başlarında hem de Kartal’da düzenlediğimiz bir salon etkinliği ile andık.

*Mart ayında bir iş cinayetiyle aramızdan ayrılan sendikamızın ilk üyesi Duran Baysal arkadaşımızı, Duran’ın mücadele alanları olan şantiyelerde, ona yakışır biçimde işçilerin de katılımıyla Emaar Square şantiyesinde andık.

*KHK ile işten çıkartılan iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın KHK terörüne karşı sürdükleri direniş, açlık grevi biçimine evrildi. Bizler de Kadıköy Khalkedon Meydanı’nda, Nuriye ve Semih’in yanında olduğumuzu belirtmek için İnşaat-İş olarak bir günlük destek açlık grevi yaptık.

*Mecidiyeköy Torunlar şantiyesinde 10 işçi kardeşimizin iş cinayetinde yaşamlarını kaybetmelerinin ardından şantiye önünde kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdik.

*Yine Mecidiyeköy Torunlar şantiyesinde ücretleri gasp edilen üyelerimiz için direniş başlattık. Direniş işçi arkadaşlarımızın ücretlerinin birkaç saat içinde ödenmesiyle son buldu.

*Barkın Timtik için Çağlayan adliyesinde avukatların başlatmış olduğu Adalet Nöbetini üye ve yöneticilerimizle ziyaret ettik.

*Enerjisa’ya bağlı olarak çalışan üyelerimizin gasp edilen ücretlerini almak için Maltepe’de bulunan Enerjisa binası önünde direniş başlattık. Direniş kapıların kırılıp binayı işgal eylemiyle büyütülmesinin ardından ücretlerin ödenmesi sonucunda kazanımla bitirildi.

*47 yıl önce sendika yasasının değiştirilmesine karşı sokağa çıkan binlerce işçi ve emekçinin görkemli direnişini anmak amacıyla, Maltepe Sokak Kültür Derneği’nde bir etkinlik düzenledik. Etkinliğin öncesinde, İstanbul’un birçok şantiyesinde çağrı çalışmasını yaparak inşaat işçilerine bu görkemli direnişi anlattık.

*Sakarya’da direniş haberinin patronlar tarafından duyulması dahi kazanıma ulaştırdı.

Sakarya Kocaali Caferiye’de yapımı devam eden TOKİ konutlarında çalışan 32 arkadaşımızın 2 aydır ücretlerini alamaması üzerine sendikamızın Sakarya İl temsilcileri Gazi Erdoğan ile Mustafa Çıtır’ın olaya müdahil olmasıyla başlayan süreç, arkadaşlarımızın tüm alacaklarının hesaba yatmasıyla sonuçlandı.

*ASG Group’a bağlı taşocağında çalışmış olmasına rağmen ücreti ödenmeyen sendika üyemiz işçi arkadaşımız için, Şile’de bulunan taşocağı önünde sendika olarak başlattığımız direniş; 2. gününde taşocağına giriş-çıkışların kapatılması ve yük kamyonlarının geçişine izin verilmemesi ile adeta şantiyeyi işgale evrildi.

Direnişimiz 2. gününde sendika üyemizin tüm alacaklarının ödenmesiyle sonlandırıldı.

*İstanbul Mecidiyeköy’de Ali Sami Yen arsasına yapılan ve asansörün düşmesiyle 10 işçinin yaşamını yi­tirdiği katil firma Torun Center’ın bağlı olduğu Torunlar GYO’nun Eyüp’teki 5. Levent projesinde ödenmeyen ücretler için direniş başlattık.

Torunlar 5. Levent projesinin satış ofisi önünde başlattığımız direniş, aynı gün tüm üyelerimizin bütün alacaklarının ödenmesi üzerine sonlandırıldı.

* Fikirtepe’de yapımı süren Muh­teşem Yeni Yüzyıl Konutları’nda çalışırken ücretlerini alamayan 14 üyemizin haklarını almak için satış ofisi önünde direniş başlattık. İstanbul’un kentsel dönüşüm proje alanlarından Fikirtepe’de Ceylan İnşaat bünyesindeki taşeron firma Karpa İnşaat’tan ücretlerini alama­yan üyelerimiz için başlattığımız direniş tüm ücretlerin ödenmesi üzerine sonlandırıldı.

*Mersinde yapımı süren Enteğre Hastanesinde ücretlerini alamayan 18 üyemizin gasp edilen ücretlerini almak için başlattığımız direniş eylemimizin ilk dakikalarında alacakların ödenmesiyle son buldu.

*Adana’nın Ceyhan ilçesinde TOKİ şantiyesinde ücretlerini alamayan üyelerimizin başlattığı eylem 2. gününde ücretlerin ödenmesiyle son buldu.

*DAP Yapı, TOKİ ve Emlak Konut işbirliğiyle yürütülen İstanbul Marina projesinde, taşeron firma Sandıkçılar İnşaat’ta çalışan 40 üyemizin ödenmeyen ücretleri için DAP Yapı İstanbul Marina projesinin satış ofisi önünde direnişe geçtik. Satış ofisi önünde yapılan oturma eyleminin ardından, idari birimler binasını önüne kadar bir yürüyüş daha gerçekleştirdik. Burada uyarı niteliğinde kısa süreli yol kapama eyleminin ardından idari bina giriş ve çıkışlarını da yakılan lastik ve çöp konteynerleri ile kapadık. Gerçekleştirdiğimiz uyarı amaçlı eylemimizin ardından DAP Yapı yetkilileri üyelerimizin alacakları olan ücretleri ertesi gün ödedi.

*İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB)’ye bağlı TAŞ Yapı bünyesinde yapımı süren Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi şantiyesinde çalışan 11 üyemizin 2 aydır ödenmeyen ücretleri için direniş başlattık.

*Taş Yapı bünyesinde faaliyet yürüten taşeron firma HDY İnşaat’ta çalışan ve 2 aydır ücretleri ödenmeyen 11 üyemizin alacakları HDY İnşaat patronları tarafından “ha bugün ha yarın” denilerek 15 gündür oyalama sürecine takılmıştır.

Sabah erken saatlerde başlattığımız direnişimiz; yüklenici firma TAŞ Yapı yetkililerinin, ücretleri ödemesi üzerine direnişimizi sonlandırdık.

* Sendikamızın örgütlenme sekreterlerinden İsmail Şahin Karaduman Silivri Hapishanesi önünde tutsak aileleri ve gazetecilerle birlikte gözaltına alındı.

* IŞİD çetesinin 10 Ekim 2015’te düzenlenecek “barış mitingine” katılmak üzere Ankara Gar önünde toplanan işçi ve emekçilere dönük saldırısında ölümsüzleşen altı yöneticimizi, can yoldaşımızı bir salon etkinliği düzenleyerek selamladık.

* Bodrum’da oteller bölgesinde çamaşır yıkama şirketi Flora Laundry’e bağlı olarak çalışan çamaşırhane işçileri ücretleri ödenmediği için sendikamız ile iletişime geçtiler. Her ne kadar farklı bir sektörün sendikası olsak da ücretlerin gasp edilmesi tüm iş kollarında yaşanan bir sınıf saldırısıydı. Bu saldırılara İnşaat İşçileri Sendikası olarak sınıf dayanışması perspektifiyle bir direniş hattı oluşturmayı hedefledik. Sendikamızın temsilcileri ile görüşen çamaşırhane işçileri için de ayı tavrı örgütledik. 15 gün boyunca farklı otellerin çamaşırlarını yıkayan işçileri kapı dışarı eden ve tüm ücretlerini gasp eden Flora Laundry patronları ile  bir dizi görüşme gerçekleştirdik. Görüşmelerimiz sonucunda işçilerin sadece iki işçi olmadığını örgütlü bir sınıf tavrı ile karşılaştığını anlayan Flora Laundry patronları geri adım atarak işçilerin çalıştıkları tüm günlerin ücretlerini ödemek zorunda kaldı.

*Rönesans ve taşeron firma Yurt Isı patronlarının her türlü karalama, yıldırma ve sendikamızın meşruluğunu tanımama adına yaptıkları ayak oyunlarına rağmen direnişi işçi arkadaşımızın tüm haklarını alarak kazandık. ‘Haksız para’ talebinde bulunduğumuzu iddia ederek ‘siz sendika değilsiniz’ diyecek kadar kendinden geçen Rönesans patronları, direnişin karşında geri adım atarak işçi arkadaşımızın alacağı tüm ücreti yasal belgelerin altına imza atarak ödemeyi kabul etti.

*YEO Elektrik ve Alkataş firmalarının önünde 4 işçi arkadaşımızın gasp edilen ücretleri için başlattığımız direniş 7. günün sonunda kuruşu kuruşuna ödendi.

* İnşaat İşçileri Sendikası olarak Limter-İş Sendikasının tersanelerde “Kayıt dışılığa, yasa dışılığa son!” şiarıyla “Sigorta primlerinin alınan ücret üzerinden yatırılması!”, “Çok Tehlikeli İşler Yönetmeliğinin uygulanması!” ve “AGİ’lerin ödenmesi!” talepleriyle başlattığı kampanyaya destek vererek Tuzla-İçmeler bölgesindeki Hidro Dinamik Tersanesi önünde Limter-İş sendikası ile birlikte bildiri ve ajitasyon konuşmaları çalışmasına destek verdik.

* Gözde Grubu’na bağı MyVia Yıldız 2 Yapı Projesi’nde taşeron firma YNO Mühendislik’te çalışan 5 üyemizin yaklaşık 2 aydır ödenmeyen ücretleri için İzmir’de başlatılan direniş aynı gün çözüldü.

Bunların dışında;

Eylem haberlerinin yayınlanması üzerine

Direnişlerimizdeki inatçılığımız ve militanlığımız, kimi patronlara korku salmış olacak ki, sitemiz üzerinden eylem haberini yayınlamamızın ardından, işçi arkadaşlarımızdan gasp ettikleri ücretleri eyleme gerek kalmadan anında ödediler.

İnternet sitemiz üzerinden eylem haberini yayınlamamızın ardından sorunun çözüldüğü şantiye ve firmalar ise;

 İn İstanbul şantiyesi,  5. Levent şantiyesi, Taksim 360 şantiyesi, Erde Elektrik,

Sur Yapı, Evvel Yapı, Sefa Restorasyon, Cahide Aşk Gemisi, Rönesans Maltepe

Şantiyesi, Tele Mobil, And Pastel, Nuhoğlu, Nef, Çiftçi Tawors, Ağaoğlu,

Torunlar, Dap Yapı, Nuh Oğlu, Ant Yapı.

 

Dosya ile sorunun çözüldüğü şantiyeler:

İşçi arkadaşlarımızın sendikamıza başvurmalarının ardından sorunla ilgili hazırlanan dosyaların firma yetkililerine gönderilerek yetkililerin haberdar edilmelerinin ardından eyleme gerek kalmadan sorunun çözüldüğü şantiye ve firmalar ise şunlardır:

* Torunlar’ın 5. Levent projesine 3 ayrı dosya gönderildi, çözüldü.

* Emaar Saugre şantiyesi 3 ayrı dosya gönderildi, çözüldü.

* Skyland şantiyesi 3 ayrı dosya gönderildi, çözüldü.

* Tele Mobil: 2 dosya gönderildi, çözüldü.

* 3. Havaalanı şantiyesi 2 dosya gönderildi, çözüldü.

* Avrasya Tünel İnşaatı 1 dosya gönderildi, çözüldü.

* DAP Yapı İstanbul Marina şantiyesine 2 dosya gönderildi, çözüldü.

* Rönesans Maltepe şantiyesine 4 dosya gönderildi, çözüldü.

* Kiptaş’a 1 dosya gönderildi, çözüldü.

* İzmit Atık Su Kanalizasyon şantiyesine 1 dosya gönderildi, çözüldü.

* Sur Yapı’ya 1 dosya gönderildi, çözüldü.

* Ağaoğlu’ya 2 dosya gönderildi, çözüldü.

* Örge’ye 3 dosya gönderildi, çözüldü.

* Safi port Derince liman şantiyesine 1 dosya gönderildi, çözüldü.

* İSU İzmit Kullar AAT Rehabilitasyon Projesi 1 dosya gönderildi, çözüldü.

* Dia Holding 2 dosya gönderildi, çözüldü.

*ASC Kral firmasına 1dosya gönderildi, çözüldü.

 

Diyalog yoluyla çözülen şantiyeler

Diğer taraftan, inşaat işçisi arkadaşlarımızın birçok sorunu da hiçbir eylem ve etkinliğe gerek kalmadan firma yetkililerine açtığımız telefon görüşmeleri sayesinde çözüldü. Bu firma ve şantiyeler ise şunlardır:

Eroğlu,  Anadolu Grubu,  Key Mühendislik,

Çağla Elektrik, Fix Elektrik, Erde Elektrik, Emaar, Tav Grubu, Sera Grubu,

Tele Mobil, Rönesans Yozgat şantiyesi, Rönesans Maltepe, Dia Holding,

Ağaoğlu, Çelikler Holding, 10 Burada AVM şantiyesi, Dia Holding-Bilkent şehir

hastanesi, Suat Altın inşaat, KİPTAŞ (Şile hastane şantiyesi),

 

Pratik öğretiyor

Bununla birlikte, daha önce eylem yaptığımız ve kimi sendikal konularda eğitim çalışmaları yürüttüğümüz 2 ayrı işçi grubunun edindikleri deneyimler sayesinde sendikayı çağırmadan bulundukları şantiyelerde iş durdurarak kimi sorunları çözmüşlerdir. Birincisi, Torunlar’ın 5. Levent şantiyesinde bulunan yaklaşık 20 üyemiz ücretlerin geç ödenmesi sorunu üzerinden bir günlük iş bıraktılar ve ertesi gün ücretler ödendi. İkincisi ise, Skyland şantiyesi. Şantiyede Çağla Elektrik’te çalışan yaklaşık 10 üyemiz ücretlerin ödenmemesi üzerine Çağla Elektrik firmasının şantiye deposunu kapatarak 3 saat içerisinde ücretlerini almışlardır.

Bunların dışında arşivlemediğimiz fakat sendika yöneticilerimizin yönlendirmesiyle işçi arkadaşlarımızın ana firma ve taşeron firmalarla görüşmeler yaparak, kendilerinin sendika üyesi olduklarını sorunu en kısa sürede çözmezlerse sendika ile birlikte eyleme geçeceklerini anlatmalarının ardından sayıları yüzleri bulan sorun da çözüldü.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tags: