Havalimanı bildiğiniz gibi…

Hala şantiyede çalışmakta olan işçi arkadaşlarımızdan bilgiler almaya devam ediyoruz. Arkadaşlarımız, direnişin ardından zoraki de olsa iyi gelişmeler yaşandığını aktarıyor.

Tahtakurusu bulunan yatakhanelerde ilaçlama yapıldığı, böcekli yatakların değiştirildiğini anlatan işçi arkadaşlarımız, önceden de ilaçlama ekiplerinin çağırıldığını ancak “Birkaç tahtakurusu için değmez” diyip gittiklerini, yatakların da değiştirilmediğini anlattı.

Bu sabah da bize atılan fotoğraflar ışığında söyleyebiliyoruz ki servis bekleme kuyruklarında pek bir azalma yok. Ancak işçi arkadaşlarımız servis bekleme alanlarına çadırlar kurulduğunu söylüyorlar. Galiba bir sonraki yağmurda işçilerin tekrar ayaklanmasından korkuyorlar!

Yemekhane kuyrukları eskisinden de kötü, artık şantiyedeki polis ve jandarma da yemeğe ortak olduğundan zaten 1000 kişi için getirilen 400 kişilik yemek hiç yetmiyor. Bir de polis ve jandarma formenlerle birlikte yemek yiyor. Sıralar yemehaneden çıkıp yemehanenin etrafında tur attığından, kimi işçi yemekten vazgeçip aç çıkıyor.

Yemehaneyle ilgili olumlu sayılabilecek gelişmeler ise yemeklerin hala kötü olmasına rağmen içinde et olması ve işçilere ikinci bir yemekhane kurulmasına girişileceği söylenmiş. Ama ne zaman başlanacağı belirtilmemiş.

Ayrıca İGA çalışanlarının ücretleri de bugün tam yatırılmış.

Bunun yanında işçi kıyımları da devam ediyor. Serbest bırakıldıktan sonra eşyalarını almak üzere şantiyeye gelen işçi arkadaşlarımız tazminat talep ettiklerinde onlara “Eylem yaptın bir de tazminat mı istiyorsun” denip polis ve jandarma zoruyla dışarıya atılmışlar.

İçeride herhangi bir şekilde fotoğraf ve video çekilmesi de yasaklanırken, çekildiğini fark edildiği an işçilerin telefonları alınıyormuş. Bazen ise keyfi bir şekilde alınıp içindeki resimlere bakılıyormuş. Buna rağmen işçi arkadaşlarımız bize video ve fotoğraf göndermek konusunda ısrarlarını sürdürüyorlar.

İnşaatta bir buçuk senedir mikser operatörü olarak çalışan bir şoför arkadaşımız ise ilk işe girdiklerinde ücretlerinin 3500₺ olduğunu, ancak daha sonra 1850₺’ye düşürüldüğünü anlatıyor. Ne kadar çok sefer yaparlarsa o kadar çok para aldıklarını söyleyen arkadaşımız, bu durumun bir çok işçiyi trafik canavarına çevirdiğini söylüyor. Bundan önce de bu yüzden yaşanan iş cinayetlerinin kayıtlara “trafik kazası” olarak geçirildiğini aktarmıştık.

İşçilere uygulanan bu baskı, gözaltılar ve tutuklamalar patronların aslında ne denli korku içinde olduğunun göstergesi. Büyük 3. Havalimanı direnişinin meyvesi olarak gördüğümüz bu kazanımlar ise işçilerin taleplerinin ne kadar gerçek ve haklı olduğunun ispatı. Biz, işçi arkadaşlarımızın taleplerinin eksiksiz bir biçimde yerine getirilmesi konusunda ısrarımızı sürdürüyoruz.

Tags: , , , , ,