Hakkımızda

İnşaat-İş’te Örgütlen!

İnşaat İşçileri Sendikası 13 nolu inşaat iş kolunda faaliyet yürüten bağımsız bir sendikadır. Biz inşaat işçileri, işçi sınıfın en örgütsüz kesimlerinin başında geliyoruz. Tarihin çeşitli dönemlerinde örgütlenme girişimlerimiz oldu. Ne var ki, etkili kitlesel bir örgüt kuramadık. İşkolumuzun özelliklerinin de etkisiyle hep dağınık ve örgütsüz kaldık. Buna rağmen örgütlenme arayışımız sürekli bir biçimde sürdü.

İnşaat İşçileri Sendikası (İNŞAAT-İŞ), bu örgütlenme çabası ve ısrarının ürünüdür. 2010 yılında Sapphire direnişiyle başlayan örgütlenme çabamız son 3 yıldır gitgide güçlenerek devam ediyor.

İnşaat işçilerinin örgüt arayışı, ilk olarak İnşaat İşçileri Dernek Girişimi olarak baş-ladı. Daha sonra İnşaat İşçilerinin Derneği olarak devam etti. Dernek aracının da bizim açımızdan işlevini yitirmesinden sonra sendikalaşmanın ilk adımı olan İnşaat İşçileri Sendikası Girişimi oluştu. 5 Ağustos 2014 tarihinden itibaren de İnşaat İşçileri Sendikası (İNŞAAT-İŞ) olarak yolumuza devam ediyoruz.

Bu arayış ve girişimlerin tümü sokakta doğdu. İnşaat İşçileri Dernek Girişimi pankartını işçi arkadaşlarımızın alacakları için yaptığımız bir eylem de astık. Bütün örgütlenmelerimizi fiili olarak eylem süreçlerinin içinde kurduk.

Bu yaklaşım ve örgütlenme biçimi, biz inşaat işçileri için her şeyden önce bir zorunluluğun sonucudur. Zira çalıştığımız sektör, kölelik çağının uygulamalarının sürdüğü, sırtımıza bir tek kamçının vurulmadığı, ezilmenin ve horlanmanın “doğal” sayıldığı bir sektördür.

İşimizin düzensiz olması, iş güvencesinden yoksun olmamız yetmezmiş gibi bunlara bir de bizi aynı şantiye içinde dahi farklı patronlara bağlı çalıştıran taşeron illeti eklenince bir araya gelip örgütlenmek gittikçe zorlaşıyor. Diğer yandan biz işçileri sürekli küçük taşeron olmaya iten, kendisinin patronu olma yanılsamasının devreye girmesi gibi etkenler zaten zor olan örgütlenmemizi daha da güçleştiriyor.

Hiçbir kural ve yasa tanımayan inşaat sektöründe süren çalışma sistemi, biz inşaat işçilerine, sokakta dişe diş ve inatçı bir militan mücadeleyle kendi yasasını, kendi sendikasını yaratma zorunluluğu-nu dayatmıştır. Her gün iki inşaat işçisi arkadaşımızın hayatına mal olan bu dayanılmaz çalışma koşullarını değiştir-menin tek yolu, gücümüzü konuşturarak kendi yasalarımızı yaratmaktır. Biz köle değiliz! Aylarca çalışıp en temel hakkımız olan ücretlerimizi bile alamıyoruz. Saraylar, AVM’ler, gökdelenler, lüks siteler inşa ediyoruz. Bunların hepsi sadece alınte-rimiz değil bizim kanımız üzerinde yükseliyor. Bu kölelik düzeninin sürmesine artık izin vermeyeceğiz!..

Bunun için örgütleniyoruz. Ama bizim örgütlenme sürecimiz kendi doğasına uygun bir biçimde yürüyor/yürüyecek. Yasaların çizdiği sınırlar içinde hareket eden bir sendikanın bize bir faydası yok! Sendikalaşmak için bile bize dayatılan koşulları geri püskürtecek bir inşaat işçileri hareketi lazım. Sendika var ama toplu sözleşme hakkı yok. Sendika var ama grev hakkı yok. O zaman geriye tek bir yol kalıyor: Bütün bunları kazanmak için sendikamızın yolunu kendimizin açması!..

Bunun yolu ise: Kavga, sokak, direniş!

Sendikacılığı bir meslek olmaktan çıkaracak, kendi gücümüze dayalı bir sendika ancak mücadelemiz içinde do-ğup büyüyebilir. İnşaat-İş bu çabamızın ilk ürünüdür. İnşaat işçisi arkadaş, sendikana ve mücadelene sahip çık! Ancak örgütlü ve bilinçli işçiler olarak haklarımızı alabilir ve yeni haklar kazana-biliriz! Sendika bu örgütlülüğün ilk adımıdır.

 

Taleplerimiz

•Taşeron sistemi kaldırılmalıdır. Bütün işçiler, ana firmaya bağlı ve güvenceli bir biçim de çalışmalıdır.

•Ölümlü iş kazalarının (iş cinayeti) yaşandığı şantiyelerin çalışma izinleri derhal iptal edilmelidir. İnşaat sektöründe faaliyet yürütmeleri engellenmelidir.

•Bizler işsizlik sigortasından yararlana-mamaktayız. Çünkü dört aylık primimizin kesintisiz olarak yatırılması inşaat sektöründe söz konusu değildir. Bu düzenleme kaldırılmalı, işsizlik sigortasından bizim de yararlanmamızın önü açılmalıdır.

•Bir inşaat işçisinin 65 yaşında çimento taşıması, iskele çakması vd. imkansızdır (Aslında hiçbir işçi 65 yaşında çalışamaz). Emekli olmak için yaş sınırı kaldırılmalı, primi dolan herkesin emekli olmasının önü açılmalıdır.

•İnşaatta kurulacak iskeleler, intihar etmek isteyecek bir işçinin bile düşemeyeceği bir standarda kavuş-turulmalıdır. Bu standartta kurulmayan iskelelere izin verilmemelidir.

•İşçi güvenliğini ihlal eden şirketler ağır para cezalarına çarptırılmalıdır. Onlardan kesilecek bu cezalar, o şantiyede çalışan işçiler tarafından seçilecek komite ve komisyonlar tarafından o şantiyede iş güvenliğini sağlamak için kullanılmadır.

•İş Güvenliği uzmanları, işverene bağlı çalışmaktan kurtarılmalıdır. İş güvenliği ve işçi sağlığı denetimi, inşaat işçilerinin örgütlendiği sendikalarla Türk Tabipler Birliği (TTB), Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları (TMMOB) ve iş güvenliği uzmanlarının örgütlendiği bağımsız kuruluşların eline verilmelidir.

•Sendikal örgütlülüğün önündeki engeller kaldırılmalı, örgütlenmenin önü açılmalıdır. Bu bağlamda, inşaat işkolundaki sendikaların şantiyelere girişine hiçbir engel konulmamalıdır.

•Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının önündeki engeller kaldırılmalı, inşaat işçilerinin bu haklardan yararlanmasının önü açılmalıdır.

•Şantiyelerde barınma koşulları düzeltilmeli, konteynırlar, derme-çatma barakalar ve çadırlarda kalınması yasaklanmalıdır. İşçilerin barındıkları mekanlar şantiye sahasının dışına taşınmalıdır.

•Tuvaletler ve yemekler düzeltilmeli; yönetici personelle işçi arkadaşlar aynı yemekhanede yemek yemelidir.

 

Emeğin ve onurun için İnşaat-İş’te örgütlen!

Kavga, sokak, direniş, yaşasın İnşaat-İş!

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!