Dilek Dayar’ın Katili Taşeron Sistemi Ve Kar Hırsıdır

Rantın, gözü dönmüş taşeron piyasa sisteminin, muazzam bedellerle imzaladığı şatafatlı sözleşmeleriyle kim ne kadar kar koparırsa onun elinde kaldığı; devlet denetiminden uzak, kokuşmuş anlaşmalarla işçiyi, işçi güvenliğini adeta patronların insafına bırakarak günde üç inşaat işçisine mezar olan bu seri cinayet sektöründe bir işçi arkadaşımızı daha alınmayan tedbirler ve uygulanması dahi gereksiz görülen yönetmelikler yüzünden kaybettik.

26 Temmuz Perşembe günü, saat 10.30 civarında İstanbul Fatih’te bulunan tarihi Sirkeci PTT Merkez Binası’nın restorasyon yapımında şiddetli yağmura rağmen durdurulmayan çalışma sırasında 20 metre yüksekliğindeki iskeleden düşen 23 yaşındaki restoratör Dilek Dayar arkadaşımız hayatını kaybetti.

İskelesi yüklenici firma Karacan İnşaat tarafından kurulan ve restorasyon için Adım Restorasyon’a verilen tarihi Sirkeci PTT Merkez Binası’nda gerçekleşen iş cinayetinde, işçi arkadaşlarımız havanın rüzgârlı olduğunu belirtmesine rağmen firma tarafından çalışmaya devam edilme kararlı alınmıştır. Yağmurun bastırmasıyla içeri geçmeye çalışan işçi arkadaşımız Dilek Dayar, güvenlik halatının kısa olmasından dolayı halatı iskele üzerinden çıkarmak zorunda kalmıştır.

İskeleden bina içine geçmeye çalışan Dilek Dayar, iskeleden yaklaşık 130-150 santimetre uzaklıkta bulunan bina kısmına geçmek isterken, 20 metre yükseklikteki bu boşluktan beton zemine düşerek ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. İskele ile bina arasında güvenlik filesinin bulunmamasının yanı sıra kurulan iskelenin daha önce sorunlu olduğu anlaşılmış ve çözüm olarak iskelenin üzerine bir iskele daha kurulduğu tespit edilmiştir.

Bir korkuluk ve iskele, sağlam ve güvenilir bir platform yaparak işçiye güvenli çalışabileceği çalışma ortamını sağlamanın maliyeti nedir?

İş sağlığı ve güvenliği kapsamında uygulanması gereken yönetmelikler açık olarak belirtilmesine rağmen üç kuruşluk kar uğruna bunların uygulamasından kaçınılmış ve arkadaşımız Dilek Dayar’ın adı iş cinayetlerine kurban giden arkadaşlarımızın adları arasına yazılmıştır.

Yağmurlu ve kötü hava koşullarında iskele üzerinde çalışma yapılmayacağı, yapılamayacağı bilinen bir gerçekliktir.

İskele ile bina arasında güvenli bir şekilde geçilebilecek aranın 130-150 cm olamayacağı, iskelede çalışanların rahatlıkla geçiş sağlayabilmeleri için 60 cm genişliğinde, kenarlarında korkuluk olan geçitler olmak zorundadır. Bina ile iskele arasındaki düşmelere neden olabilecek tehlikeli boşluklar olmaması, bu önlemin de alınması zaruridir. Çalışma alanı/bina ile iskele arasında 35 cm olması uygulamada belirtilen bir husustur.

Kurulan iskelelerin işin ehli bir kişi tarafından kurulması, standartlara uygun olması şarttır. Ön yapımlı bileşenlerden oluşan cephe iskeleleri ve iskele şeklinde kullanılan geçici iş ekipmanlarının, TS EN 12810-1, TS EN 12810-2, TS EN 12811-1, TS EN 12811-2 ve TS EN 12811-3 standartlarına ve ilgili diğer ulusal standartlara, konu ile ilgili ulusal standart bulunmaması halinde ilgili uluslararası standartlara uygun olması ZORUNLUDUR!

Ekmeğimizi kazanırken ölmek istemiyoruz

İş cinayetlerinde Avrupa’nın bir numarası olan Türkiye’de iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı iş kolu inşaat sektörüdür.

İnşaat işçilerinin ellerinde yükselen gözü dönmüş mega projeler, devasa plazalar, AVM’ler bir canavar gibi biz inşaat işçilerinin hayatlarını çalmaya devam etmektedir. Şantiyeler ölümün kol gezdiği, insan canının hiçe sayıldığı, her bir gökdelenin altında yatan biz işçilerin anıt mezarları gibi gökyüzüne yükselmektedir.

İSİG Meclisi’nin aktardığı raporlarda Ocak ayında en az 144, Şubat ayında en az 128, Mart ayında en az 129, Nisan ayında en az 188, Mayıs ayında en az 169 ve Haziran ayında en az 149 işçi olmak üzere; Türkiye’de 2018 yılının ilk altı ayında en az 907 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir.

Bu sayılara tespit edilemeyen, molozların arasına gömülen, saklanan kayıtsız inşaat işçileri de dâhil değildir.

Bu rakamların onlarca katı işçi arkadaşımız ise yakalandıkları meslek hastalıkları bedenen hasar gören elini kolunu bacağını kaybeden, yatalak kalarak gözlerden ırak yaşam mücadelesi vermeye çalışmaktadırlar.

İnşaat baronları ve onların çanak yalayıcıları taşeron bozuntuları servetlerine servet katarken bizlere kalan ölüm, sakatlıklar, insanlık dışı yaşam ve çalışma koşulları olmaktadır.

Bu can pazarında anlaşılıyor ki devletin göstermelik yasaları-denetlemeleri, kendisi de işçi olan mühendis ve iş güvenliği uzmanları iş cinayetlerini engellemiyor/engelleyemiyor.

Çalışma koşulları iyileştirilmeden, sözde değil gerçekten önce işçi güvenliğinin şantiyelere girmesi ancak inşaat işçilerinin örgütlü mücadelesi ile olacaktır. Keyfi fazla mesailer, ağır çalışma şartları, işçi güvenliğini işçinin bireysel kemerine, baretine vs. bırakıp sadece iş bekleyen patronlarla iş cinayetlerinin önüne geçilemez.

Peki, biz inşaat işçileri bu düzen böyle gider mi diyeceğiz? Kendimizin ve arkadaşlarımızın inşaatlarda düşmelerine, göçük altında, inşaat malzemelerinin altında, iş makinelerinin altında kalmalarına seyirci mi kalacağız. Örgütsüzlüğün kol gezdiği şantiyelerde, can güvenliğimizi patronun iki dudağının arasına bakan iş güvenliğinden, şantiye şefinden beklemek hayalperestlikten başka bir şey değildir.

Bu devasa plazaları, köprüleri, gökdelenleri yapan inşaat işçileri kendi güvenliğini de ancak örgütlü mücadelesiyle başarabilir. İnşaat işçisi ancak örgütlü hareket ederek gerektiğinde işi durdurarak, greve giderek, gerektiğinde fazla mesaiye, angarya işe dur diyerek şantiyede yaşanacak kazaların önüne geçebilir. Bireysel güvenlik yerine toplu koruma önlemleri aldırabilir. Elleriyle, alın teriyle ördüğü duvarların altında kalmaya son verebilir. Bir dairesi milyon dolarlara satılan inşaatlarda üç kuruşluk korkuluk yapılmadı diye yaşanan iş cinayetlerinin önüne ancak işçilerin örgütlü gücü geçebilir.

Çalışanların örgütlü biçimde kendi çalıştığı şantiyede sorumluluk alıp işçi güvenliği tehlikelerini ortadan kaldırtması, tehlikeler ortadan kalkmadan çalışmaya başlamaması, sendikalı/örgütlü iş güvenliği temsilcilerinin iş güvenliğini bir de işçinin gözünden bakarak çalışanların tümünün iş güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi, kar hırsının değil iş güvenliğinin hüküm sürdüğü şantiyelerin kurulması inşaat işçisinin güçlü ellerindedir.

İş Cinayetlerinde Ölmek İstemiyoruz!
Kaza değil, kader değil, cinayet!

DİSK/DEV YAPI-İŞ, İNŞAAT-İŞ, HABER-SEN 4 NOLU ŞUBE

Tags: , , ,