Asgaride Yaşayanlar, Dünyanın Bütün İşçileri Birleşin!

Bu haber İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin ‘Asgaride Yaşayanlar’ başlıklı çalışmasının son yazısından derlenmiştir:


 

2016 yılının Mart ayında en az 157 işçi kardeşimiz iş cinayetlerinde hayatlarını kaybettiler. Düşerek, ezilerek, servislerde işe gidip gelirken, çarpılarak, kesilerek ve daha türlü korkunç biçimlerde. Failler, asli sorumlular ellerini kollarını sallayarak geziyorlar. 301 madenci kardeşimizin asıl katili Soma Kömürleri şirketinin sahibi Alp Gürkan bir türlü sanık sandalyesine oturtulamıyor.

Asgari ücretin 1300 TL yapılmasının ardındaki gerçek yakında fiilen ortaya çıkacak. Vergi dilimi değişimiyle birlikte Eylül ayı itibariyle işçinin eline 1170 TL civarı net para geçecek. Yine siyasal iktidarın seçim vaatlerinden biri olan “taşeron işçilerin kadroya alınması” konusu Başbakanın “tüm taşeron işçiler kadroya alınacak” açıklamasıyla gündeme yeniden geldi. Ama işin aslı Maliye Bakanı’nın açıklamalarıyla ortaya çıktı. AKP hükümeti işçi sınıfını bir kez daha kandırmaya çalışıyordu. Maliye Bakanı’nın taşeron işçilerin kadroya alınmasıyla ilgili sözlerini-şartlarını sıralayalım.

1- “Özel Sözleşmeli Personel” adı altında yeni bir çalışma statüsü oluşturuluyor. Taşeronda çalışıp kadroya alınacak niteliğe sahip işçiler bu statüde kadroya alınacaklar.

2- Bir taşeron işçinin bu statüde kadroya alınabilmesi için en az bir yıldır kesintisiz olarak taşeronda çalışıyor olması zorunlu.

3- O güne kadar taşeronda çalıştığı süre kıdemine sayılacak. Ancak o sürenin kıdem tazminatından vazgeçtiğine dair imza verecek.

4- Üç yıllık sözleşme süreleriyle çalışacak. Yani üç yıl sonunda işten çıkarılabilecek. Güvencesizlik aynen devam edecek.

5- Aldığı ücret, taşeronda çalışırken aldığı ücretin aynı olacak. Yani kendisiyle aynı işi yapan kadrolu işçiden farklı ücret alacak.

Görüldüğü üzere değişen pek bir şey yok. Ücretler aynı, güvence üç yılla sınırlı ve kıdem tazminatı yok ediliyor. Asıl önemli olansa ismi değişmiş olsa da yeni bir taşeron uygulaması olarak Özel Sözleşmeli Personel uygulaması hayata geçiriliyor. İşçi sınıfına “yedirilmeye” çalışan bu politika son derece ölümcül bir zehir gibi adeta.


 

Yazının ilk bölümünde bütün taşeron işçilerin kadroya alınma vaadinin arkasındaki gerçeklik ifşa edilirken çalışmanın devamında asgari ücret artışının hayat pahalılığı karşısında nasıl eriyip gittiği bir emekçi ailenin 3 aylık gelir – gider tablosu dökülerek birbir ortaya konuyor.

Yazıda detaylandırıldığı üzere görülüyor ki asgari ücret asgaride yaşam giderleri göz önüne alınarak değerlendirilmeli. Asgari ücretteki artış sınıf mücadelesi ile elde edilmiştir ancak yükselen asgari yaşam koşulları ve giderleri ile karşılaştırılğında yoksulluk, açlık tehlikesi aynen devam etmektedir. İşte bu nedenledir ki asgari ücret mücadelesi “ASGARİ YAŞAM” mücadelesinin bir parçası haline getirilmelidir.

Hangi sektörde çalışırsa çalışsın, hangi coğrafyaya, milliyete ya da mezhebe ait olursa olsun işçi sınıfının örgütlü olarak sesini yükseltmesi, “ekmek, özgürlük, iş, barış” şiarıyla savaşa, sömürüye, ayrımcılığa karşı omuz omuza mücadele etmesi gereklidir. Eşitlik için, emeğimiz ve onurumuz için omuz omuza, yan yana. Kaderimizi biz belirleyeceğiz…

Dünyanın bütün işçileri birleşin!

Yaşasın örgütlü mücadelemiz

İNŞAAT-İŞ