Ankara-Bilkent Şehir Hastanesi şantiyesi şantiyesi: Sömürü cehennemi!

İşçi sınıfının bu en örgütsüz, en kimsesiz işkolundaki kriz depremi ve bunun yaratacağı olası isyan ve direnişlerin korkusu inşaat patronlarına ıslık çaldırmaya başladı. İrili ufaklı tüm şantiyelerde artık polisiye önlemler alınıyor. İşçilerin şantiye giriş ve çıkışları özel bir kontrolün konusu oluyor. Mega ya da prestij projelerinde bu, devasa şantiyelerin birer karakola-kışlaya dönüşmesi biçimini alıyor. Kapılarında 24 saat bekletilen polis otoları, güvenlik kontrolleri, işçilerin ücret ve hak gasplarına, kötü barınma-beslenme ve ulaşım koşullarına karşı anayasal hakları olan direnme haklarını kullanmalarına dair en küçük bir işaret bile polisin şantiyelere girip, işçileri terörize etmesine, gözaltına almasına neden olabiliyor.

3’üncü Havalimanı şantiyesinde çalışan işçi arkadaşlarımızın “Köle değiliz, işçiyiz!” isyanı ve inşaat baronlarının krizin etkisiyle yaşadıkları sıkışmaların yeni isyanları tetikleyecekleri korkusunun sonuçları işçi kardeşlerimizin karşısına jandarma ve polisin çıkarılması oluyor.

Birer AVM gibi tasarlanan ve tam bir ticarethane mantığıyla işletilecekleri açıkça ilan edilen şehir hastaneleri şantiyelerinde olup bitenler bunun somut ifadesidir. İşçi kardeşlerimizin tepki biriktirdikleri, patronların da devlet gücünü arkalarına alarak bu tepkiyi, direnme ve örgütlenme hakkının kullanılması olasılığını bastırmak dışında bir seçenek tanımadığı bu işçi cehennemlerinde işkolumuzun en kuralsız, en vahşi çalışma rejimi hüküm sürüyor.

Ankara-Bilkent Şehir Hastanesi’nde çalışan işçi arkadaşlarımızın anlatımları bunun tipik ifadesidir. O şantiyede çalışan bir arkadaşımız olup bitenleri şöyle özetledi:

Ankara-Bilkent Şehir Hastanesi’nde işçiler aylardır maaşlarını alamıyorlar. Ben de bu işçilerden biriyim. Taşeron firmalar ve tepe şirket olan CCN yükselen sesleri bastırmak ve olası bir işçi direnişini önlemek için sistemli bir şekilde işçi çıkarıyor. Amaç sayıyı azaltmak ve kendi rızasıyla çıkan (para alamayan işçiler başka şehirlerdeki işlere yöneliyor) işçilere tazminat vermemek. Eylül ayının maaşını alamayanlar var. Şantiyede sürekli olarak bir otobüs dolusu polis var. Yemekler berbat. Hijyen koşulları sıfır.

Yaklaşık bir ay önce elektrik kesintisi, hijyen koşulları ve yemek sebebiyle akşam saatlerinde protesto oldu. Çevik kuvvet müdahale etti. Sabahı toplu çıkışlar verildi.

İşçiler sahipsizlikten, parasızlıktan ve çaresizlikten dolayı bir bir işi bırakıp gidiyorlar. Alacaklarından ve tazminatlarından vazgeçerek…

Durum vahim ve hiç kimse burada dünyanın en büyük şantiyelerinden birinin olduğunun farkında bile değil

İşçilerin çoğu mağdur oldu. Parasını alamayan yüzlerce işçi var. Senelerdir maruz kaldığımız şeyler

Biz bir grup arkadaş şartlar düzeltilmeyene kadar, tazminatımızı almayana kadar koğuşları terk etmeyi reddediyoruz.

Arkadaşlarımız barınma yerleri ve yemeklerle ilgili de çeşitli görsellerle insanlık dışı koşulları teşhir etti.

Duş aldığımız yer burası. Giderler tıkalı ve perde ile örtebiliyoruz. Fıskiyeler kırık. Temizlik yok, hijyen yok. Tuvalet kısmı da böyle. Taşkınlar var. Üs katın suyu olduğu gibi üzerimizde. Kullanılan sabunlar tamamen kimyasal.

Tags: , , , , , ,