And Pastel direnişinin ardından

And Pastel direnişimizin kazanımı fiili mücadeleyle tazminat hakkının 3 gün gibi kısa bir süre içerisinde söke söke alınmasıdır. İşçilerin kendi yasalarını dişe diş bir mücadeleyle yazmalarıdır.

 İnşaat İşçileri Sendikası olarak Türkiye işçi sınıfı içerisinde niceliksel anlamda ciddi bir yer tutan inşaat sektöründe faaliyet yürütüyoruz. Nicelik olarak büyük bir işçi kitlesini içerisinde barındıran inşaat sektörü örgütlülük anlamında ise yine en örgütsüz ve bilinçsiz işçi kesimini içinde barındırmakta. Sektörün neredeyse paramparça olan yapısı, hızlı işçi sirkülasyonu ve taşeronluk sisteminin sektör içindeki hâkimiyeti göz önünde bulundurulduğunda böylesi bir sektör içerisinde örgütlenmenin zorlukları da kolayca görülebilmekte. Bugüne kadar inşaat işçisinin örgütlenmesi anlamında ciddi bir çalışma sağlanmamış-sağlanamamış olmasının nedenlerini ise tek başına yukarıda saydığımız sektörün özelliklerinde değil bütünsel anlamda sendikaların ve kitle örgütlerinin bu alana yönelmemiş olmasında da aramak gerekmektedir.

Sendika olarak örgütlenmeye çalıştığımız inşaat sektörü orman kanunlarının hüküm sürdüğü ve kuralsızlığın kural sayıldığı bir sektör. İşçi güvenliğinin, barınmanın ve en insani ihtiyaçların karşılanmadığını bir tarafa koyacak olursak, işçinin en temel hakkı olan çıplak ücretlerin dahi ödenmediği bir sektör.

Böylesi bir sektörde öncesi bir yana sendikamızın kuruluş tarihi olan 2014 yılından buyana yüzlerce eylem ve binlerce hatta on binlerce inşaat işçisi arkadaşımızın sorunlarını çözdük. İnşaat baronlarının ve onların çanak yalayıcıları taşeron bozuntularının ve devletin fiili ve sözlü birçok saldırısı ve tehditleriyle karşı karşıya kaldık. Devlet tarafından sendika yöneticilerimize açılan birçok davanın dışında inşaat baronları tarafından silahlı tehditlere maruz kaldık. Tüm bu baskı ve tehditlere pabuç bırakmadığımızı gördüklerinde önümüze rüşvet olarak milyarlar konuldu. Fakat tüm bu baskı, tehdit, rüşvet ve sektörün olumsuz özelliklerine rağmen geri adım atmayarak başlatmış olduğumuz hiç bir direnişte de yenilgi almayarak birçok noktada ilklere imza attık.

Bu bağlamda, 28.07.2017 tarihinde Kartal Soğanlıkta yapımı süren And Pastel şantiyesinde sendikalı olduğu için işten atılan üyelerimiz Enver Biçkin ve Suphi Karadaş arkadaşlarımız için başlatmış olduğumuz direniş bu anlamda sendikamızın tarihinde üzerinde durulması gereken ilklerden birisidir. Direnişimizin 3. gününde sendikal tazminatın kazanılmasıyla anlaşmaya varılarak direniş sonlandırılmıştı. Sendikamızın tarihinde yüzlerce direniş ve işgal eylemi yaşanmasına rağmen Türkiye’de sendikal hareketin bugünkü durumu da göz önüne alındığında And Pastel direnişi tek başına sendikamız İnşaat-İş açısından değil bütünsel anlamda Türkiye sendikal hareketi açısından dersler çıkartılması gereken bir direniş örneği niteliğindedir. Bu bağlamda And Pastel direnişimize uzanan ve kazanımla sonuçlanan bu yolu kaleme alarak kalıcılaştırmak işçi sınıfı hazinesine yazınsal anlamda küçük bir katkı olacaktır.

And Pastel şantiyesine sendika olarak yönelimimiz alan kadrolarımız olarak nitelendirdiğimiz sendika üyesi işçi arkadaşlarımızın bu şantiyeye yönlendirilerek işe başlamalarıyla bilinçli bir seçim üzerinden gerçekleştirildi. Şantiyenin seçimi ise belli başlı temel kıstaslar göz önüne alınarak kurgulandı. Bunlardan ilki, şantiyenin coğrafi olarak irili ufaklı birçok şantiyenin yer aldığı inşaat havzası diyebileceğimiz bir noktada bulunmasıydı. İkincisi ise, şantiye inşaatının yeni başlaması ve yaklaşık olarak 3-4 yıl gibi bir zaman dilimine yayılacak olmasıydı. Diğer bir kıstas ise şantiyenin büyüklüğü ve içinde barındıracağı işçi kitlesinin yoğunluğuydu. Bu üç temel kıstas örgütlü şantiye yaratma anlamında dikkate aldığımız noktalardı.

Şantiyenin belirlenmesinin ardından farklı şantiyelerde hem sendikal örgütlenme anlamında hem de direniş deneyimine sahip olan alan kadrolarımızın bu şantiyeye yönlendirilme sorununu çözerek belirli sayıdaki işçi arkadaşımızın bu şantiyede, yani And Pastel projesinde işe başlamasını sağladık. Alan kadroları, diğer adıyla şantiye kadrolarımız ise esas olarak farklı şantiyelerde gerçekleştirdiğimiz direniş ve bu direnişlerde öncüleşerek ilişkinin süreklileştirildiği inşaat işçisi üyelerimizden oluşmaktaydı.

And Pastel şantiyesinde işe başlayan şantiye kadrolarımız özellikle ilk iki ay şantiyede hiçbir soruna ses çıkarmayarak hem deneme sürecini atlatmak hem de işçileri tanımak için sessizliklerini korudular. 3. ve 4. aylarda ise yavaş yavaş harekete geçerek inşaat işçisinin de haklarının olduğunu ve bu anlamda sendika propagandasını güvendikleri işçi arkadaşlara anlatmaya çalıştılar. 5. ve 6. aylarda ise dışardan sendika kadrolarımızın da katıldığı mini toplantılara doğru adım adım ilerlendi. Fakat şantiyede alan kadrolarımızın bulunduğu Key Mühendislik bünyesinde çalışmakta olan saha formeninin dayanılmaz hakaret ve baskılarına karşı daha fazla dayanamayıp patlayan bir alan kadromuzun karşı koyuşuyla birlikte süreç erken bir hareketlenmeyle başlatıldı. Erken olmasının nedeni ise, şantiyenin daha yeni olması ve işçi kitlesinin daha istediğimiz düzeyde artmamış olması ve bununla beraber sağlam dayanakların yaratılamamış olmasıydı. Beklenmedik bu durum karşısında geri adım atmak alan kadrolarımızın şantiyede yarattığı saygınlığı yerle bir edeceğinden kaynaklı hızla harekete geçmek zorunda kalındı ve açığa çıkan alan kadrolarımızın işten atılmasıyla direnişe başlandı.

And Pastel direnişimizin 3. günü bir işçi arkadaşımız ve sendika yöneticimizin satış ofisi kapısının giriş çıkışına kendilerini zincirleyerek satışları engellemesi üzerine uzun süre ne yapacaklarını şaşıran yönetimin imdadına kendiliğinden gelişen fiili saldırı olayı gerçekleşti. Satış ofisinden arabasıyla çıkmak isteyen bir çalışanın engellenmesi saldırının fitilini ateşledi ve satış ofisi önü bir anda meydan muharebesine döndü. Saldırının arkasından araya giren Key, Tepe ve Anadolu grubu patronları sorunu çözmek istediklerini, saldırının kendileriyle alakalı olmadığını, çalışanlarının ferdi davranışta bulunduklarını belirterek özür dilemelerinin ardından gece geç saatlerde Kartal’da bulunan sendika binamıza gelerek talep edilen sendikal tazminatı ödemeyi kabul ettiler.

Bu anlamda, And Pastel direnişimizin tüm zayıflıklarını ve ileri yanlarını değerlendirdiğimizde, kazanımın maddi anlamdaki yüklü miktarı önemsiz bir yerde durmaktadır. And Pastel direnişimizin kazanımı fiili mücadeleyle tazminat hakkının 3 gün gibi kısa bir süre içerisinde söke söke alınmasıdır. İşçilerin kendi yasalarını dişe diş bir mücadeleyle yazmalarıdır.

Bu bağlamda, And Pastel direnişinin kazanımlarının en başına fiili mücadeleyle kazanılan sendikal tazminat hakkının yazılması birincil önemdedir. Türkiye işçi sınıfı tarihinde, inşaat işçisinin bulunduğu şantiyede sendikal çalışma yürüttüğü için işten atılarak sendikal tazminat alması bugüne kadar yaşanmayan bir olaydır. Şantiyelerde bırakalım sendikal tazminatı ihbar ve kıdem tazminatını alan inşaat işçisi sayısı bile parmakla sayılabilecek kadar azdır. Hiçbir kuralın uygulanmadığı, tamamıyla orman kanunlarının hüküm sürdüğü inşaat sektöründe tek başına sarı baretli bir inşaat işçisinin sendikal tazminatı alması bile kuşkusuz önemli bir yerde durmaktadır. Fakat burada üzerinde önemle durulması gereken diğer bir nokta ise, sendikal tazminatın mahkemelerce belirlenmesi değil birebir fiili mücadele yoluyla 3 gün içerisinde alınmasıdır. Böylesi bir kazanım Türkiye işçi sınıfı tarihinde eşine az rastlanan, hatta inşaat sektöründe rastlanmayan bir kazanımdır.

Diğer önemli bir nokta ise, İşçi sınıfını, yaşadığı hak gaspları karşısında yıllarca mahkeme kapılarında süründürmek isteyen anlayışa ve bu anlayışın payandası haline gelmiş satılmış sendikalara ciddi bir cevaptır. Bununla beraber, henüz sendikal deneyimi olmayan ve bu anlamda örgütlülüğe yabancı olan inşaat işkolu gibi bir sektörde, sendikalı olmanın meşruluğunu göstermesi ve bu meşruluğu işçilerin yine fiili gücüyle kazanması açısından inşaat işçisine kendi meşruiyetini göstermiş olması açısından ciddi bir kazanımdır.

Yunus Özgür ( İnşaat-iş Örgütlenme Sekreteri )

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tags: