Alın terimiz ve haklarımız pazarlık konusu haline getirilemez!

em2Basına ve kamuoyuna

İnşaat İşçileri Sendikası olarak bugün, Emaar Square’ın satış ofisi önünde gerçekleştirdiğimiz direnişin 4.günündeyiz.

Sera Group-TAV ortaklığındaki yüklenici firmaya bağlı taşeron firma Alkman İnşaat’ta işten atılan 5 üyemizin ihbar-kıdem ve geriye dönük mesai ücretlerinin gerçek ücretler üzerinden ödenmesi için 44 üyemizle birlikte başlattığımız direniş bugün 4.gününde.

Daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz üzere, Sera ve Alkman patronları ile yaptığımız ilk görüşmede taleplerimiz doğrultusunda herhangi bir sonuç çıkmamıştı. Daha ilk görüşmede, toplantı başlar başlamaz işçi arkadaşlarımızın sorunlarına dair çözüm üretici hiçbir söz söylemeyen Sera patronları, taşeron firma Alkman İnşaat’ın kanunsuz-hukuksuz ve yasadışı yürüttüğü tüm prosedür ve çalışma koşulları karşısında sessiz kalmış, konu, üyelerimizin temel hak ve hukuklarının güvence altına alınarak insan onuruna yakışır bir çalışma koşulu isteyen sendikamızın talepleri olunca birden bire sırtlan kesilip ‘işçileri bilinçli olarak kışkırtıyorsunuz’ sözleriyle görüşmeyi provoke edecek kadar kendinden geçerek öfkesini belli etmişti. Bizler, daha önce onlarca kez tanık olduğumuz bu tutum ve ulumanın soruna dair çözüm üretmek olmadığını, tersine, Sera-TAV patronlarının inşaat işçilerinin örgütlü gücü olan sendikamıza duyduğu derin nefret ve öfkeden kaynaklandığını çok iyi biliyorduk. Sayısız direnişimize ev sahipliği yapan bu ölüm şantiyesinde elde ettiğimiz kazanımlar karşısında bu kadar güçlü ve pervasızca duyduğu derin öfke ve nefretin elbette ki sınıfsal bir karşılığı vardı. İşte bundandır ki, Sera-TAV patronları toplantıda çözüm üreteceğine haddini aşarak sendikamızı ‘kışkırtıcılıkla’ suçlayabilecek cesareti kendinde görebiliyordu.

Daha önce sayıları on binleri bulan inşaat işçisi bu ölüm şantiyesinde çalıştı, terini, emeğini, alın terini döktü öyle gitti. Hatta kimisi kanını dökerken kimisi de canını bırakarak gitti bu ölüm şantiyesinden. Ama tüm bunlara rağmen direnmenin, örgütlenmenin, örgütlenerek güçlü olmanın yani bir ‘sınıf olmanın’ bilincine buradaki çalışmalarımızdan ve elde ettiğimiz kazanımlardan ulaştı desek hiçte abartı olmayacaktır, olamazda. Emaar patronlarının sendikamıza duyduğu derin öfke ve nefretin altında işte bu tarihsel kazanımlar vardır. Yine bu öfkenin altında; sadece işten attıkları 5 işçinin gerçek ücretler üzerinden istedikleri hakları değil, attıkları işçinin yanında hiçbir çıkar gözetmeden arkadaşlarının uğradığı haksızlık karşısında yan yana, omuz omuza direnişe duran 50 işçinin bilinçli-örgütlü hali vardır. Sera-TAV ve Alkman patronlarını korkutan asıl neden inşaat işçilerinin çelik bilincine su veren İnşaat-İş’in sınıf sendikacılığı anlayışıdır.

Satış ofisi önünde sürdürdüğümüz direniş bu geçekler üzerinden ilerlerken, Sera ve Alkman patronları Pazartesi sabahı saat 09:30’da sendika ve işçi temsilcisi arkadaşlarımızla yeniden görüşme talebinde bulundu. Sendika ve işçi arkadaşlarımızdan oluşan temsilci heyetiyle görüşme yerine vardığımızda, Sera ve Alkman patronları sadece işçilerle görüşme yapacaklarını, toplantıda sendikadan yetkili hiç kimseyi istemediklerini belirtmesine üzerine görüşme başlamadan tarafımızca bitirildi.

Anlaşılan o ki, Cuma günü yapılan görüşmede sendikamızı ‘kışkırtıcılıkla’ suçlayan Sera ve Alkman patronlarının öfke ve nefreti devam etmekteydi. Çünkü onlar işçilerin örgütlü ve kolektif gücüyle muhatap olmak istemiyorlardı. Onları korkutan, öfke ve nefretlerini büyüten gerçek nedenlerin birisi de bu durumdu.

Sera ve Alkman patronlarının sendikamızı muhatap dışı tutan bu tutuma karşı en net yanıtı yine işçi arkadaşlarımız verdi. Sendikamızı muhatap almayan hiç kimseyle görüşecek bir şeyimiz olamaz diyen üyelerimiz, sendikasının yanında durarak direnişe devam etme kararlılığını gösterdi.

İşçi arkadaşlarımızın kararlı duruşu, sendikamıza duyduğu güven ve haklarını kazanmaya kilitlenmiş güçlü bilinci karşısında Emaar şantiyesi yetkilileri geri adım atarak yeniden işçi arkadaşlarımız ve sendikamızla görüşme talebinde bulunmak zorunda kaldı. Proje müdürü Celal Şahin’in devreye girerek yeni bir görüşme talebinde bulunduğu toplantıda; işçi arkadaşlarımızın alacakları kıdem, ihbar ve geriye dönük tüm hakları yapılacak iki hesaplamayla belirlendi. Asgari ücret ve gerçek ücret üzerinden yapılacak hesaplamada işçi arkadaşlarımızda kendi hesaplarını yapacak ve ortaya çıkan sonuçlar üzerinden bir anlaşmaya varılacaktı.

Proje müdürü Celal Şahin ile yapılan görüşmeden ve ortaya çıkan hesaplamalardan olumlu bir sonuç çıkmazsa direnişteki tüm işçilerle birlikte direnişimizi Çalışma Bakanlığı önüne taşıyarak Emaar Square şantiyesinde vergi kaçakçılığı yapıldığı, işçilerin ihbar ve kıdem tazminatlarının gerçek ücret üzerinden ödenmediğini belirten dilekçelerimiz bakanlığa verilecekti.

Direnişin seyri bu doğrultuda ilerlerken, İnşaat-İş olarak işçi arkadaşlarımızla görüşmeye 5 temel hakkımızın asgari ücret üzerinden değil de gerçek ücret üzerinden yatırılması talebiyle girdik. Bu talepler; 1- İhbar, 2- kıdem, 3- yıllık izinler, 4- Pazar günü çalışılan yevmiyeler, 5- Dini ve resmi bayramlar gibi dönemlerde çalışılan geriye dönük ücretlerdi.

Yapılan görüşmede ihbar-kıdem ve yıllık izin ücretlerimizi gerçek ücretler üzerinden ödenmesi sözü verildi. Diğer iki talebimiz olan geriye dönük Pazar ve dini-resmi bayramlarda çalışılan ücretlerimizin ödenmesi konusunda Alkman patronları diretme içine girdiler.

Bu görüşmeleri kısmi sınırlar içinde bir kazanım olarak gördüğümüzü belirtmekle birlikte, diğer bir kazanımımız ise işten atılan 5 üyemize destek veren 38 işçinin de iş bittiğinde aynı haklar üzerinden ücretlerini alabilmesi teminatının verilmesi olmuştur. İşin bitimine yaklaşık 40-45 gün kalmıştır ve bu süre içinde direnişe destek veren hiçbir arkadaşımız herhangi bir baskı ve yaptırım görmeyeceği gibi bu kazanımları da Emaar patronları tarafından güvence altına alınmıştır.

Yukarıda da dediğimiz gibi yapılan görüşmeden kısmi kazanımlar elde ederek çıktık. Fakat Sera-TAV ve Alkman patronları bu kazanımlarla yetinmemizi, gerisini istemememizi ve bu şartlara boyun eğmemizi beklemektedir. Metre karesi yüzbinlerce liraya satılan bu lüks dairelerin gelirlerinden bir kuruşu dahi işçi arkadaşlarımızın cebine girmezken, Sera ve Alkman patronları hangi hak ve nedenle bizlerden işçi arkadaşlarımızın alın terleri üzerinden pazarlığa girişmemizi beklemektedirler? Zaten kıt-kanaat geçinen inşaat işçilerinin üç kuruşluk yevmiyeleri üzerinden bizden feragat etmemizi beklemeleri hangi akla ve izana sığmaktadır? İnşaat işçilerinin ne bu masada ne de herhangi bir masada pazarlık konusu edilecek bir kuruş yevmiyesi dahi yoktur. Ücret hakkı inşaat işçisinin en temel hakkıdır ve bu hakka uzanan elleri kırmakta bir adım dahi geri durmayacağız, duramayız da.

İnşaat İşçileri Sendikası olarak buradan Sera-TAV ve Alkman patronlarını son kez uyarıyoruz. Üyelerimizin bir kuruş hakkını dahi bizimle pazarlık konusu yapmasınlar. Bizler en temel hakkımız olan alınterimizin karşılığını istiyoruz. Bu taleplerimiz karşılanmadığında bizler de sizin kazanç kapılarınızı kapatırız. Satış ofisinde milyonlara sattığınız o daireleri sizlere sattırmayız. Bunun bedeli ne olursa olsun biz ödemeye hazırız. Üyelerimizin tüm haklarını gerçek ücretler üzerinden ödemediğiniz takdirde olanlardan ne işçi arkadaşlarımız sorumludur ne de sendikamız.

Bu da böyle biline…

 

İnşaat İşçileri Sendikası

Tags: ,