2. Genel Kurulumuzu gerçekleştirdik

Sendikamızın 2. Genel Kurulu’nu bugün Birleşik Metal İşçileri Sendikası binasında yapılan bir etkinlikle gerçekleştirdik. Genel kurulumuzu daha önce de belirttiğimiz gibi yasal bir zorunluluğu yerine getirmek mantığıyla ele almadık. Onunla, bugüne kadar oluşturduğumuz birikimi olumlu ve olumsuz yönleriyle irdelemeyi ve önümüzdeki dönemde hangi hedefler üzerinde yürüyeceğimizi belirlemeyi esas alan bir yaklaşımla ilişkilendik. Örgütlenme sürecini de bu yaklaşımla şantiyelere taşıdık. Asıl genel kurulu da zaten o şantiyelerde işçi arkadaşlarımızla yaptığımız toplantılarla gerçekleştirdik. Bugün o salona gelen işçi arkadaşlarımız da genel kurul içeriğinin bilgisine önceden yürütülen tartışmalarla vakıf olarak, katkıda bulunarak gelen arkadaşlardı.

Genel Kurulumuz’un gerçekleştiği salona girenleri IŞİD’li canilerin 10 Ekim 2015’te Ankara’da gerçekleştirdikleri katliamda ölümsüzleşen üye ve yöneticilerimizin, Gezi Direnişi’nde ölümsüzleşen onur üyemiz Ethem Sarısülük’ün ve iş cinayetinde kaybettiğimiz arkadaşımız Duran Baysal’ın resimlerinin olduğu dev pankart karşıladı. “Aramızdalar…” diyordu pankartımız. Onlar anıları, yapıp ettikleri ve bakışlarıyla Genel Kurulumuz boyunca gerçekten de aramızdaydılar. Denetleyen, güç veren, soran, yapan… bakışlarıyla…

Dünyayı biz inşa ediyoruz, altında biz kalıyoruz! ARTIK YETER!”, “Kavga, sokak, direniş! Yaşasın İnşaat-İş!”, “Yaşasın işçilerin birliği halkaların kardeşliği!” pankartlarının da asıldığı salonda etkinliğimiz, katliamlarda ölümsüzleşen arkadaşlarımız ve emeğin kurtuluşu kavgasında düşen tüm isimsiz kahramanlar adına yapılan saygı duruşuyla başladı.

Saygı duruşundan sonra programımıza sendikamızın eylem ve direnişlerle örülmüş tarihinin aktarıldığı etkileyici bir sinevizyonla devam edildi. Duygulu anların yaşandığı sinevizyon gösteriminden sonra Genel Kurulumuza katılan kardeş sendikaların temsilcilerinin yaptığı konuşmalarla devam edildi.

Tüm konuşmalarda 2 Şubat’ta yapılacak fakat hükümet tarafından 1 hafta öncesinden yasaklanan metal grevinin önemine vurguda bulunularak, dayanışmanın büyütülmesi çağrıları yapıldı. İçinden geçilen dönemdeki siyasal zorbalığın, savaş politikalarının işçilerin yaşamlarına nasıl yansıdığı, sonuçlarının daha fazla yoksullaşma ve işsizlik olacağına dair alt çizmelerde bulunuldu. Tüm konuşmacılar bu politikaların emekçilerin savunacağı politikalar olmadığını verdikleri örneklerle ifade ettiler. (Konuklarımızın konuşma ve mesajlarını daha sonra sitemizde bulabilirsiniz).

Sendikalardan sonra Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi adına Genel Kurulumuza katılan temsilci arkadaş yaptığı konuşmada tek tipleştirmenin kapsam ve boyutlarına değinerek, içerde ve dışarda tek tipin parçalanmasının nasıl bir tarihsel zorunluluk olduğunu anlattı.

Konuşmalardan sonra divan çağrıldı. 10 Ekim Katliamı’nda ölümsüzleşen arkadaşlarımızın ailelerinin ve aynı zamanda sendikamızın avukatlığını yapan Kazım Bayraktar, 10 Ekim Katliamı’nda ölümsüzleşen sendikamızın kurucularından Serdar Ben’in ağabeyi ile sendikamızın eylem ve etkinliklerine emek katan genç arkadaşımız Eda Berfin’den oluşan divanımız, avukatımızın konuşmasıyla göreve başladı.

Avukat Kazım Bayraktar yaptığı konuşmasına 10 Ekim Katliamı davasıyla nasıl bir manevi sorumlulukla ilişkilendiğini anlatarak başladı. Bugüne kadar İnşaat-İş adına ailelerle birlikte yaptığı suç duyuruları neticesinde Suruç Katliamı’yla Ankara Katliamı arasında nasıl bir ilişki olduğunu deşifre eden bir soruşturmanın başlatılmasını sağladıklarını ifade etti. Suruç’taki iki polis amiri hakkında açılan davanın bunun ifadesi olduğunu söyleyerek, ailelere bu davalar için müşteki sıfatıyla çağrıldıklarında ifade vermeyi ihmal etmemeleri çağrısı yaptı.

Bayraktar daha sonra divan başkanı olarak salondaki işçi arkadaşlara görüş ve önerilerini, eleştiri ve katkılarını dile getirecek şekilde kürsüyü kullanmaları çağrısı yaptı.

Hemen ardından İnşaat-İş Yönetim Kurulu’nun hazırladığı faaliyet raporunun giriş kısmını okumak üzere sendika örgütlenme Sorumlusu İsmail Şahin Karaduman kürsüye geldi.

Karaduman raporu sunduktan sonra kürsü işçilere bırakıldı.

İlk olarak Zorlu Center direnişçisi Serdar arkadaşımız sendikayla nasıl tanıştığını ve onunla birlikte aslında neyi kavradığını deneyimleriyle anlattı, İnşaat-İş’in patronlar nezdinde nasıl bir anlamı olduğunu ifade ederek genel kurulu selamladı.

Hemen ardından sendikayla daha dernek olduğu dönemde ilişkilenen başka bir işçi arkadaşımız söz alarak eleştiri ve önerilerini dile getirdi. 10 Ekim’de ölümsüzleşen Serdar Ben arkadaşımız ve eski başkanımız Mustafa Adnan Akyol’la da benzer içerikte konuşmalar yaptığını belirten arkadaşımız, sendikamızın siyasal çizgi olarak daha kapsayıcı olması ve ücret dışında barınma ve beslenme gibi sorunları da mücadele konusu etmesi gerektiğini belirtti.

Daha sonra söz alan Avcılar Belediyesi direnişçi işçilerinden Ali Polat 6 aylık direnişlerinden bahsederek, bu dönemde nasıl bir bilinç sıçraması yaşadığını ifade ettikleriyle birlikte resmetti. İşçilerin patronlar sınıfına karşı birleşik mücadelesinin önemine vurgu yapan Polat, ırk-mezhep ayrımlarıyla yaratılan yapay ayrışmaların emek bilinciyle aşılmasının önemine değindi. Polat’ın bizzat yaşayarak biriktirdiği deneyimlerin dile geldiği konuşması diğer konuşmalar gibi ilgiyle karşılandı.

Bir kez daha söz alan Dev Yapı-İş temsilcisi Serdar Bulut da inşaat işçisinin örgütlenme yöneliminin patronların da alternatif sendikalar yaratmalarına neden olduğunu, bunun demek ki rahatsızlıklarının büyüdüğünü gösterdiğini ifade etti. Bağcılar Metro inşaatında karşılaştığı başka bir sendikayı örnek vererek bu tespitini açtı. İşkolunda meslek hastalıkları tazminatı ve gurbetçi işçilerin yol ödeneklerinin de önemli talepler haline getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bulut’un konuşmasından sonra programa ihtiyaç arası verildi.

Aradan sonra bütçe ve denetleme Kurulu raporu okundu. Hemen ardından profesyonel sendikacılık anlayışına karşı barikat oluşturan sendika tüzüğünün 52. Madde’sinin değiştirilmemesinin talep edildiği bir önerge verildi. 52. Madde’nin bürokratlaşma ve katmanlaşmaya karşı önemli bir önlem olduğu ve sendikanın sadece patronlara karşı değil aynı zamanda bürokrasiye karşı da mücadele felsefesinin özeti olan bu maddenin kalması gerektiği belirtildi. Yol parası, harcırah ve benzeri gerekçelerle sendika yöneticilerine ayrıcalık sağlanmasını yasaklayan 52. maddenin değiştirilmemesinin talep edildiği bu önerge, kabul edildi.

Ardından tüzüğün üyelerin yönetim kurulu toplantılarına katılmaları, bütçenin 3 ayda bir internet ortamında paylaşılması gibi yönetim kurulunun hesap verebilirliğini tüzüksel olarak güvenceye alan değişiklik önerileri kabul edildi. Yönetim kuruluna kimi bazı yetkilerin verilmesini içeren maddeler onaylandı. (Daha sonra sitemizde göreceksiniz)

Daha sonra hazırlanan çarşaf liste oylamaya sunuldu. Oylama işlemi yapılırken sendikamızın dostu kurumların genel kurulumuza gönderdikleri mesajlar okundu. Alınteri, HDP Sancaktepe İlçe Örgütü, DDSB, Ekmek ve Onur işçi gazetesi ve Dernek Girişimi, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve EMEP il örgütünün mesajlarında birleşik mücadele vurgusu yapılarak savaş politikaları teşhir edildi. (Daha sonra sitemizde göreceksiniz)

Mesajların ardından hazırlanan ve sendikamızın bundan sonra yürüyeceği yolu, öne çıkaracağı talepleri ifade eden tebliğler okunmaya başlandı. “Ekmeğimizi kazanırken ölmek istemiyoruz!”, “Ücret hakkı yaşam hakkıdır”, “Taşeron cehenneminde yanan biz olmayacağız”, “Barınma sorunu”, Beslenme sorunu”, “İşçilere milliyetçilik değil, dayanışma ve kardeşlik gerekir” başlıklı tebliğler sendika üyeleri tarafından okundu.

Oylama sonuçlandırılırken, Grup Devinim sahne aldı. Programımız Grup Devinim’in seslendirdiği marşlar ve şarkılarla sona erdi.

Tags: , , , , , , , , , ,